25 Eylül 2015 Cuma

Kaş - Harika Plajları ve Kaş'ta neler yedik?


Yaz gelince yemeklere ara verip, biraz gezelim:) Yazın son demlerini değerlendirmek için rotamızı Kaş'a çeviriyoruz. Bir haftasonu sadece dalmaya geldiğim bu ufak kasabayı, keşfedelim istedik. İstanbul'dan yola çıkıyorsanız, İDO ile Bursa'ya geçip, Afyon'a yol almanızı ve geceyi burda geçirerek sabah yola geçirmenizi tavsiye ederim. Bursa'ya 20:30 deniz otobüsü ile geçince gece saat 10:15 civarlarıydı. Sonra gece 02:00'da Afyon'a ulaşarak, daha önce yer ayırttıgımız bir yerde konakladık. Sabah 08:00'de yola çıktık ve öğlen 14:00 da Kaş'a varmış olduk. Hem günü kurtardık hemde yorgunlugumuzu önlemiş olduk:)
Kaş'a gelip otelin balkonundan manzarayı görünce, rezervasyonumuzu uzatmalıyız dedik:) Konaklama için Saylam Oteli tercih ettik. Odaları hem büyük hem de konforlu. Kaldığımız odanın manzarası ise büyüleyici. Sabahları durgun bir deniz ve sessiz bir şehir, akşam günbatımında yarım adanın harika görüntüsü ve kızıllığı.. Bu yazıyı yazarkende akşam güneşi yüzüme çarpıyor. Otel biraz tepede ama şehrin geneli dağ yamacına konumlandığı için Kaş'ın belkide denizi her daim görebilmesinin bir yolu. Çok güzel bir oturma alanına sahip oda da, her türlü mutfak ihtiyacınızı da sağlıyorlar. Benim gibi yanınızda birşeyler taşımadan duramıyor, kendinize ufak tefek atıştırmalıklar hazırlıyorsanız, büyük kolaylık. Birde kahvaltıları ve reçelleri harika.. Çalışanları da çok sıcak kanlı.. Kısacası burayı evimiz gibi sevdik, rahat ettik.

Kaş, dağlık bir yer ama denizi tek kelimeyle mükemmel ve masmavi.. Böyle bir mavilik yok. Birsürü koyu var ve her koyda mutlaka işletmeler mevcut. Genel olarak işletme anlaşıyışlarını çok sevdim. Şezlong ve şemsiye ücretsiz sadece yediğiniz ve içtiklerinizi ödüyorsunuz. Genel olarak burada çok güzel ve samimi işletmeciler var, kazıklandığınızı asla düşünmüyorsunuz.


Denize girmek için şehrin merkezinde Küçük Çakıl diye bir kumsal var. Kumsal dediğime bakmayın burada kumsal çok nadir:) Platformlardan denize girebileceğiniz yan yana farklı işletmelerin işlettiği alanlar mevcut. Denize kaynak suyu karıştığı için soguk olsa da böyle sıcak havada çok iyi geliyor. Ama bir Akçay kadar soguk değil, üşümeden uzun süre kalabiliyorsunuz suda, sadece yer yer sogukluk hissediyorsunuz.

Merkezden az ileride Büyük Çakıl var. Biraz daha büyük ve kumsaldan denize giriyorsunuz. Burasıda taşlık, yanınızda ayakkabınızı getirmenizi tavsiye ederim. Ya da Kaş merkezde her yerde satılıyor. Burada da yine farklı işletmeler mevcut yine aynı mantık ile çalışıyorlar, şezlongtan ücret almıyorlar, yediklerinizi ödüyorsunuz. Buraya da küçük çakıl gibi kaynak suyu karışıyor ve su öyle temizki o yogunluk farkını (sıcak-soguk akışı arasındaki) anlayabiliyorsunuz. Su üşütmeyecek kadar soguk:)

Limanağzı plajı olarak geçen Kaş merkezin tam karşısındaki yarım adaya ulaşım ise sadece merkezden kalkan teknelerle mümkün. 3 farklı işletmenin yer aldığı bu koyda, tekneler istediğiniz yerde bırakıyor sizi. Gidiş-dönüş 15 TL ulaşım. Biz Bilal'in yerine gittik ve çok keyifliydi. Kaş ta genel olarak kumsallarda abartılı bir fiyat yok, dışarıda yiyip-içebileceginiz fiyatlar. Buranın etrafı kayalık oldugu için deniz canlılılığı mükemmel ancak denizin kıyı kısmı nedense yeşil gibiydi. Görüş mesafesi çok az. 3 tane deniz kaplumbağası gördük. Birisi çok büyüktü. Bütün gün burada vakit geçirebilirsiniz, güzel bir koy.

Şehrin diğer tarafında, Çukurbağ Yarımadası (Peninsula) kısmında harika koylar var. Yarım adadan girdğinizde daha kayalık alanlar ve çok fazla balık var. Yarımadaya girip az ilerlediğinizde adanın her iki tarafına bakan İnceboğaz plajı var. Her iki taraftanda denize girmek mümkün ama aradan yol geçiyor:) Biraz ufak bir koy.

Buradan az ilerleyince bu sene açılmaya çalışan yeni bir işletme vardı, yolun altına inen bir yol yapmışlar ve oraya yeni bir alan açmışlar. Burasıda denize girmek için güzel, suyu harika, kayaların diplerinde birsürü balık yaşıyor.

Burada en sevdiğim koy, Hidayetin Koyu. Anladığım kadarıyla burayada yeni bir işletme açılmış ve yeni bir isim tabelası daha vardı. Buranın küçük, taşlık bir kumsalı var. İşletmeye ait ücretli şezlonglar var. Bunlar ahşap platform üzerinde konumlanmış. Çok güzel bir işletmesi var. Bu koydan denize girdiğiniz an balık sürüleri ile karşılaşıyorsunuz, canlılık harika ve keyifli bir koy. Bu koya her gittiğimizde deniz kaplumbağası gördük. Bir gün eşim kaplumbağa ile suya dalıp çıkarak, çok eğlendi. Kendisinin kaplumbağa ile selfie bile yapmış:)

Kaş'tan çıkıp, Kalkan'a doğru yol aldığınızda Kaputaş plajı var. Kanyonun altında yer alan büyüleyici bir kumsal. Yukarıdan bakınca beyaz-turkuaz-masmavi bir deniz. Kumsala ulaşmak için önce birsürü merdivenden iniyorsunuz ki, hiç kolay değil ama değiyor:) Burayı belediye işletiyor ve 2 şezlogn bir şemsiye 15 TL, kumsalın bir yarısı ise halk plajı gibi, kendi şemsiyenizi de yanınızda getirebilirsiniz. Zaten 15:00 ten sonra bir tarafı gölge olmaya başlıyor. Denize girdiğiniz an büyüleniyorsunuz. Suyun sanki mis gibi taze bir kokusu var. Suyun kendisi de öyle, bir tazelik var. Denize girdiğinizde suyun farklı bir hissi var. Öyle temiz ki derinlerde bile görüş çok net. Mükemmel bir yer. Cennetten bir köşe gerçekten. Kesinlikle gidilmesi gerekiyor. Öğleden sonra çok dalga çıkıyor ve hafif bir esinti sizi kavurucu sıcaktan bir nebze kurtarıyor.

Kaş gündüz denizi akşam yemekleri ile unutulmaz bir tatil yaşatıyor:)

Kaş'ta neler yedik?

Kaş’ta bütün gün yüzdükten sonra, akşamları yemek yemesi çok keyifli. Birbirinden farklı menüleri olan, sempatik ve huzurlu restorantları var. Nerede yiyeceğini şaşırıyor insan. Her akşam için farklı bir yer seçerek, Kaş’ın bütün yemeklerini tatmak istedik.

Bella Vita: Meydanın girişinde yer alan, İtalyan bir çiftin işlettiği sempatik bir İtalyan restorantı. Pizza ustası Pablo, servis yapan Gül ve Valentino çok sıcak kanlı insanlar. Pizza mükemmel değildi. Ama meydanı izlediğiniz bu güzel balkonda keyifle yiyecbileceğiniz, ince hamura yapılmış ortalama bir pizzaydı. Kalamar tava da başarılı değildi.Salata ve patates tava özellikle lezzetliydi. 2 kişi 100TL hesap ödedik.

Sumanu Şarap Evi: Bizim için unutulmaz bir yer. İçtiğimiz Vişne şarabının tadını daha bulamadım. Kendi evlerinde ağırlıyor gibiler, çok sıcak ve samimi bir ortam. Yemeklerinizi seçerken mutlaka danışın. Sosyal medya buranın karadut şarabını tavsiye etmiş. Oysa bizim vişnemiz güzel diyip, hepsini tattırdılar. Karadut, daha sulu daha tatlıydı. Ama vişne, ‘mistel’ olarak adlandırılan meyvenin kendi fermentasyonundan hazırlanmış bir şaraptı. 
Vişne şarabı - 80TL 
Midyeli pilav - 15 TL - çok lezeetliydi.
5 farklı meze ile karışık bir tabak hazırladılar (Havuç tarama, tahinli ıspanak<mükemmel>,patlıcan sarma, şarap nar ekşili kırmızı lahana, semizotu) - 30 TL

Ruhi Bey Meyhanesi: Burasının eşi benzeri yok bence. Mayıs 2016 da yeniden ziyaret ettik, kış ayında da bizi kırmayıp, istediğimiz herşeyi hazırladılar. Mezeleri, meze barından seçiyorsunuz. Çok farklı mezeleri var, hepsini tek tek anlatıp, tattırıyorlar. Her yerde yeşil çam aktörlerinin ve Atatürk’ün fotoğraflarının bulunduğu bu restorant ve müzikleri eşliğinde yemek yemek çok keyifli. Yemek sırasında sık sık çay servisi yapıyorlar.
Elmalı kabaklı tturşu ve pancar turşusu,
Turp otu ile yogurtlu meze,
uskumru (hardallı idi)
Sütte dil balığı  - mutalaka deneyin, çok lezzetli 

Havana balık evi: merkezde ara sokakta bulunan, ekmek arası balık yapan bir yer. Ben çok sevmedim. Ekmekleri bayattı. Mezgit balığı yedim ama çok keyif alamadım.

Köşk Restorant: Meydandan biraz yukarıda yer alan sokakta masaları bulunan bu yere mutlaka uğrayın.
Karışık ızgara, ciger tava (çok başarılıydı), domatesli biber-patlıcan kızartması, humus yedik.

Kaş’ta aklımızda kalan bir yer var ki, yer bulmak çok zor. Hele haftasonu için rezervasyon yapmak imkansız gibi. Zaika Ocakbaşı harika bir yer. Evlerin arasında, büyük bir bahçesi var. Kuytu, herkesten uzakta, mükemmel bir ocakbaşı. Mutlaka rezervasyon yaptırın. Yorumlarınızı bekliyorum. 

Fethiye’de balık pazarında keşfettiğimiz ‘Hilmi Restorant’ vazgeçilmezlerimizden. Mayıs ayında, geldiğimizde 2 gece üst üste buraya geldik. Bu seferde dönüş yolunda dayanamayıp uğradık. Balık pazarının içerisinde yer alan bu mekanda, balıklarınızı pazardan seçiyorsunuz. İstediğiniz balığı hazırlıyorlar. Mevsimine göre mezeler değişiyor ama ne yediysek hepsi çok lezzetliydi. Aşağıdakiler son gidişimizden

Ot tabağı- limon,yağ,sarımsak ve nar ekşisi ile soslanmış brokoli üzerinde avokado dilimleri- 13 TL
Kalamar tava - 25 TL taze kalamar, müthişti.
Karides güveç - 30 TL karides böreği tercih edilebilir. 
Barbun - Kızartma kilosu 40 TL, kişi başı 6 TL ye kızartıyorlar.