Before Midnight,

2 Film-Before Midnight ve Now you see me

14:16 yesimdusova 11 Comments



Bugüne kadar blogumda filmlerden bahsetmemiştim. Uzun zamandır, okul ve tezim ile uğraşmaktan film izlemeye vakit ayıramıyordum. İş öncesi, kendime ayırdığım zaman dilimine, izlemek istediğimiz filmleri sıkıştırdık. Tavsiye edeceğim filmin seneler önce çekilmiş 2 filmi var. Filmler birbirinin çok devamı değil, karakterler aynı, örgü aynı şekilde ilerliyor, fakat bağımsız da anlaşılabilir.

BEFORE SUNRISE-BEFORE SUNSET-BEFORE MIDNIGHT 

 


İlişkiler ve insan hayatı üzerine uzun konuşmaların yer aldığı bütün filmlerin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hayatlarının bir karesinde karşılaşan iki kişinin, bütün gün ve geceyi birlikte geçirdikleri zaman dilimindeki konuşmaları.. Bütün film boyunca hiç susmadan konuluyorlar ve sizde hiç kaçırmak istemiyorsunuz. Diğer iki filmi daha önce izlemiş ve unutulmayacaklar arasındaydılar. "Before Midnight" filminde ise, hayatlarını birleştiren çiftin, aile kurmak, anne-baba olmak, kendinden ödün vermek, bireyselcilik ve modernite üzerine geçen konuşmaları ve tartışmaları.. Çok güzel dialoglar geçiyor, insanı kendini irdelemeye, düşünmeye itiyor. Ayrıca onlar yürürken sizde Yunanistan'ın sokaklarında gezmiş, sanki onlarla yürüyormuş gibisiniz. Konuşurken arada ilgilerini çeken kısımları birbirlerine göstermeleri.. Bir solukta izlenecek bir film Diğer iki filmide izlemediyseniz, seri olarak izleyebilirsiniz.. Aralarında geçen sevdiğim bir dialogu paylaşacağım..

Celine: I feel close to you.
Jesse: Yeah!
Celine: But sometimes, I don't know? I feel like you're breathing helium and I'm breathing oxygen.
Jesse: What makes you say that?

Before Sunrise (1995)
Before Sunset (2004)
Before Midnight (2013)
Oyuncular: Celine (Julie Delpy), Jesse (Ethan Hawke)

BIR SIHIRBAZLIK FILMI - NOW YOU SEE ME

Bir diğer iflm ise "Now you see me - Sihirbazlar Çetesi", soluksuz izlediğimizi söyleyebilirim. "The Illusionist" ve "The Prestige" filmlerinden sonra oldukça başarılı bir sihirbazlık filmi. Aslında hepimiz, gerçekten sihre inanmasak bile bir anlık varlığı ile bizi şaşırtmasını seviyoruz. Nasıl yaptıklarını çok önemsemeden, hayran kalıp sonra mantık sorgusuna başlıyoruz. İşte bu filmin en sevdiğim yanalrından biri, bir yandan size sihrin arka yüzünü göstermesi. Gerçekliğinden şüphe ettiğiniz ama öyle olmasını istediğiniz şeylerin, filmlerde bile olmayacağını göstseriyor. Sihre sizi bu kadar inandırmaya çalışırken bir yandan yıkıyor. Tabi birde görsel sahneler çok iyi.. Film başladı mı bitti mi farkına bile varmıyorsunuz. Vakit kaybetmeden izleyin derim..

11 yorum:

Fotoğraf (Neler çektik?),

Gece çekimi - Uzun Pozlama

02:45 yesimdusova 13 Comments

Bu sene rotamızı güneye değil batıya çevirdik. Yunanistanın cennet gibi koylarını görünce dayanamadık.. Pek keşfedilmemiş gibi görünse de oldukça turistik bir yer, komşumuzun bahçesini gezmeden olmaz dimi:D İnsanın gözü hep uzaklarda oluyor, aynı denizin karşı kıyısında denize girmek nasıl birşey? Çeşme de değilde, Kassandra koylarında yüzmek? Yeni yerler keşfetmek, kültürleri öğrenmek, keyifli vakit geçirmek için, rotamızı Chalkidiki, Yunanistana çeviriyoruz. Hayatımda büyük değişimler yaşadığım şu dönemde, biryanı tamamlamaya çalışırken, diğer yandan yeni bir sayfa açıyorum kendime. Eş zamanlı gidiyorlar. Keskin sınırlardan geçmeden, bitiş va başlangıç çizgileri arada kalarak yürüyorum..

Hayat yaptığımız tercihlerden ibaret.. Bunu öyle iyi hissediyorum ki şuan, birşeyler vazgeçmenin acısını yaşarken, biryandan yeni heyecanlar.. Merkeze ne koyduğunuz ve nasıl mutlu olucağınıza karar vermelisiniz..

Gezi için kendimize bir not defteri hazırlamıştık, çok eğlenceli ve faydalı oldu. İnternetten bulduğum kartların baskısını alıp, defteri renklendirdik. İşimizi kolaylaştırdı. Tatil yazısı yakında..

Gelelim bu yazıyı hazırlamamın asıl amacıma.. Gece çekimi yapmayı çok seviyorum, lacivert saatler denilen, güneş battıktan sonra ki, 1 saat en keyifli zamanlar benim için.. Eve hiç dönmek istemediğim, ışıkların güneşin yerini almaya çalıştığı, şehrin yavaş yavaş boşalıp, çehresinin değiştiği vakit! Bu saatlerde elimde tripot gezer dururum.. Bu sefer ki çekimi eşimin kardeşi ile yaptık. Arkadaşlarından öğrendiği kolay bir yöntem ile ışık topları yarattık. Bunun için boş bir alan ve karanlık bir yer gerekli. Birazda tehlikeli bir iş, ateşle oynuyorsunuz. Sonuçlar büyük keyif verici.. Siz ne çıkıcağını tahmin edemiyorsunuz, çekenden çok ateşi çeviren kişinin marifeti..


Bu fotoğrafları 25 sn pozlayarak, tamamen karanlık bir bahçede gerçekleştirdik. Canon EOS REBEL T3i (600d) ile çektik. Benim makinem bayağı yaşlanmış, bu makinenin performansını görünce anladım:) Çekim kalitesi oldukça iyi.

13 yorum:

brovni,

Vişneli Browni - Brownie with cherries

11:39 yesimdusova 6 Comments


Bayram geldi geçti bile.. annemin baklavalarını sizlerle paylaşacaktım ama ne yazık ki yedik!.. kısmet bir dahaki bayrama. Her bayram öncesi annem bu abyram baklava yapmıcam, çok yoruluyorum der.. söylenir, sonra dayanamaz yine yapar. Bu bayram hemen kolları sıvadı, yardımcısı bendim ama bu sene yetişemedim:S tezimi tez zamanda yazıp bitirme telaşındayım. Ondandır ki, bloguma biraz uzak kaldım, sıkıştırımış zamanlarda birşeyler deniyorum.

Bayram tatilini evde geçirecektik ki, eşimin aileninin yanına çatalcaya gidince, kendimizi yeşilliğin verdiği huzurdan alıkoyamadık, dün gece zor döndük eve.. Güzel bir pancake denemesi yaptım, oldukça başarılıydı! Orası marketten biraz uzak ve eve yeni yerleşiliyor. Malzemeleri gitmeden almak lazım. Ben puncake ler aynı boy olsun diye ufak tava götürdüm yanımda ama sanki puncake sadece tava ile yapılıyordu:D ne un var ne kabartma tozu.. yumurta harici malzeme yok:D Bunu anca sabah farkettim:D Neyse biz kalma planını uzatınca, puncake e gündogdu. Gece harika fotoğraflar çektik. Eşimin kardeşi, steel wool ile yapılan ateş topu görsellerinin nasıl yapıldıgını öğrenmiş, çekerken çok eğlendik..

Ekmek makinesine malzemeleri doldurdum, işlerimibitirdim, biraz soluk almak için blogun başına  oturdum.. Mis gibi ekmek kokuları gelirken yazmak zor olsa da,
son zamanlarda sık sık yaptıgımız bir tarifi paylaşacağım, browni..
 

Çayın yanında, kahve ile bol çikolatalı.. mis gibi.. zaten eve sinen koku 1 günde geçmiyor. Browni bitiyor, koku gitmiyor.. Browni, ıslak kek değildir. Yapılan ıslak kek veya çaylı kek ile karıştırmayınız. Browni, amerika da geliştirilmiş ince kare servis edilen kek, kurabiye arasında bir tatlı. İçi yumuşak dışı biraz daha kek kıvamında. Herkes farklı sever browni yi, kimi kek kıvamında kimi daha yumuşak. Yada bol çikolatalı, fındıklı, vişneli.. Ben vişne ile çikolatayı çok yakıştırırım. Birazda fındık.. İşte benim browni lez
etim..Çatalcaya önceki gidişimizde, vişne mevsimiydi, ağaçtan toplayıp yemeye doyamadık. Eve gelince ayıklayıp derin dondurucuya doldurduk, önümüz kış diye..;)

 

Malzemeler;

100gr tereyağ,
3 adet kare bitter çikolata (80x3=240 gr.)
2 yemek kaşığı fındık,
3 yumurta,
1 yemek kaşığı kakao,
1/2 su bardağı un,
1 su bardağı şeker,
1 çimdik tuz,
vanilya





Öncelikle küp küp kesilen tereyağ ve çikolata parçalarını, benmari usulü eritiniz.(Benmari: kaynamış su üzerine konulan bir kapta, malzemelerin su ile temas etmeden eritilmesi)
Eriyen çikolata ve tereyağ karışımına şeker ilave edip çırpıyoruz. Yumurtaları karışımın içine tek tek yedirerek, kırıyoruz. Bir çimdik tuzu, fındığı ve unu ilave edip, yavaşça karıştırıyoruz.

Vişne eklemek istiyorsanız, çekirdekleri ayıklanmış vişneleri, karışım tepsiye döküldükten sonra, bütün parçaları hamurun içerisine bırakınız. Vişneler biraz hamurun içine gömülüp, pişicektir. Yerken yumuşak ve ekşi bir tat büyük keyif veriyor.

Browni pişirirken, yağlı kağıt çok iyi yerleştirmelisiniz ki çıkartırken parçalanmasın. Bunun için, kabın içine yatay olarak kenarlardan taşacak şekilde yerleştiriniz. Diğer eksende de aynı şekilde dışarıya taşacak şekilde yerleştiriniz ki, keki çıkarırken bütün parça halinde çıkarabilesiniz.

180 derecede 35-40 dk. pişiriniz. Kek hamuru kabarmıyor, tam tersi piştikçe çöküyor ve üzerinin çatlaması gerekiyor.

Afiyet olsun..

6 yorum:

barcelona,

Diana mini

14:55 yesimdusova 7 Comments



Evimizin en küçük üyesi, diana mini.. bu küçük şirin şey, fotoğraf hakkında bildiğiniz herşeyi unutturabilir ya da boyut değiştirtebilir.Polaroid fotoğrafları hatırlatan,üst üste pozlama şansı veren bu makineye ait fotoğrafları görür görmez aşık oldum.. Ona sahip olmak ise bambaşa bir duygu.. Şimdi çektiğimiz ilk kareleri elime aldım ve günlerdir, tekrar tekrar bakıyorum.. 2 rulo filmden biri 3 yıldır tab ettirmediğim fotoğraflar üzerine çekmişim, önce endişelenirken sonuçtan çok memnunumi diğer karede problem yok. Zaten çekerke öyle eğlendik ki, sonucu önemsemedik. Şuansa rastgele üstüste gelen fotoğraflarımınkeyfini çıkarıyorum..

 Barcelona da Park Qüell'de çektiğim karenin üzerinde Fatih Sultan Mehmet Köprü sünü görünce çok heyecanlandım. Farklı zamanlarda gezdiğim iki mekanın en sembolik şekilleri biraradaydı.. Gaudi nin tasarımları bizim köprünün ayaklarında.. Alttaki filmide Canon AE-1 analog makinem ile çekmiştim. Filmin bayatlaması gerekirken, üzerine çekim yaplmasına rağmen renkler hala güçlüydü..


7 yorum: