Arc de Triomphe,

Paris - Eyfel Kulesi

04:11 yesimdusova 9 Comments


Paris, hayatımızın dönüm noktasının yaşandığı yer diyebilirim, eşim evlenme teklifi için bu geziyi beklemiş. Paris zaten ışıl ışıl ve romantik bir şehir imgesi oluşturmuyor mu? Hepimiz görkemli Eyfel kulesinde olmak, sokaklarında gezinmek istemez miyiz? Kulağa çok melodik gelen lisanları, yakışıklı erkekleri, peynir ve şarapları ile ünlü bir ülkenin baş kentide, başdönrücü olmalıdır. Benim aklımda ise antropololoji dersinde kafamda oluşan Haussmann ın yarattığı Paris'i görmek vardı. 



1850 li yıllarda, III. Napeleon ile dönemin Seine bölge valisi Baron Eugene Haussmann, yeni modern bir kent yaratmak için kolları sıvamışlar. Amaç; Paris’i dar sokaklardan, fare ve kötü kokudan kurtarıp, ulaşımı kolalaytırmak, modern bir kent yaratmak. Londra örnek alınarak, geniş cadde ve bulvarlar ile yeni bir kent imajı çizliyor. Haussmann, geniş bulvarlar ve caddeler tasarlıyor, ana caddeler kuzey-güney,doğu-batı hattında bulunuyor ve hepsi bir noktada birbirine bağlanıyor. Arc de Triomp(Zafer Takı) merkez alınarak tasarlanmış ana hat, Champ Elysees ile Concorde Meydanına bağlanır.  Paris bu yenilenme sürecinde kentsel dönüşümden çok, yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Böylece bölgede yaşayan insanlar taşınmaya zorlanmış ve çehre değiştirilmiştir. Haussmann mimarlara özellikle binaların ana caddelerine bakan yüzlerine  özen göstermelerini isteyerek, anıtsal bir şehir algısı yaratmak istiyordu. Fotoğraflarda da büyük cephelere sahip, tarihi görünümlü birbirinin tekrarı binalar göreceksiniz. Şehir böylece yıkılarak, yeniden tasarlandı.
Adnan Menderes döneminde (1955) te Haussmann’dan ilham alınarak, İstanbul'da da yeni bir imar planına başlandı. Beşiktaş Bulvarı, Millet ve Vatan Caddeleri bu dönemin eserleridir. Paris’in geniş bulvarları ile büyük benzerlik gösteriyorlar.


Arc de Triomp (Zafer Takı) dan ayrılan ve birbirine benzeyen birsürü cadde vardır. Buradan Eyfel Kulesine ya da Concorde Meydanına yürüyebilirsiniz. Biz ilk gece yarısı geldiğimiz Paris’te 1 gece sokakta sabahladık. Korkunç bir geceydi ve sabah olmak bilmedi. Paris sokaklarında okadar çok evsiz insan var ki, kimse aldırmıyor ve 2 genç bizi uzun süre takip ederek bayağı korkutmuştu. Güneşin doğuşunu La Seine (Seine Nehri) den izleyelim hem de Eyfel’i görelim diye gittiğimizde, Eyfel kulesinin altında fareler koşuşturuyor ve silahlı askerler nöbet tutuyordu. Köprü de ise büyük bir ateş yakılmıştı ama kimsenin umrunda değildi. Geç saatlerde oldukça tenha bir şehirdi.

Eyfel Kulesi, Parisin demir bayanı, 1889 yılında Fransız Devriminin 100. yılı kutlamaları için, Dünya Fuarı sırasında inşa edilmiştir. Yapımı esnasında sadece 20 sene için izin alınan kule, daha sonra yıkılmamıştır. Yakınına gidene kadar oldukça büyüleyici ve heybetli ama yakından demir bir kule.. Yağmurlu bir Ağustos akşamı çıktık kuleye, yükseklik korkum yüzümden en son kata çıkamadık. 2. kat benim için yeterliydi. Oldukça güvenli (etrafı demir teller ile kapatılmış), büyük bir balkon. 2. kattan en üst kat için asansöre binmeniz gerekiyor. 2. kata kadar isterseniz merdiven ile çıkabilirsiniz. Çık çık bitmeyen, insanın başını döndüren uzun bir yol olsada keyifliydi. Her yerden bakmak istiyordum Eyfel kulesine. Hediyelik, Eyfel kulesi anahtarlıklarını da kulenin hemen altında elde satış yapan seyyar satıcılardan pazarlık yaparak, çok uyguna alabilirsiniz.(10 tanesi 1 euro gibi..)

Eyfel kulesinin tasarımcıları, çelik konstrüksiyonlardan oluşan yapıda basıncın belli  bir noktada toplanmasını engelleyecek şekilde tasarlamışlardır. İnsan bedenindeki uyluk kemiğinin yapısından ilham alınmıştır. Uyluk kemiğinin ağırlığı, iç kısmında bulunan boşluklar ile azaltılmuştır. Tabi ki kemiğin içi tamamen boş değildir, Eyfel kulesinin yapısında gördüğümüz gibi, iç duvarlar kirişler ile birbirine bağlanarak dayanıklılığı arttırılmıştır. Bu şekilde sağlamlaştırılan yapı, bir ton ağırlığı kaldırabilecek şekilde güçlendirilmiştir. Kule görsellik olarak değil, yapı tasarımı olarak kemiğe benzemektedir.

CHAMP ELYSEES DEN AŞAĞI SEİNE NEHRİNE, EYFEL KULESİ VE PARİS MANZARALARI
Champ Elysees’i Arc de Triomp’dan nasıl olsa buluruz diye o geniş sokaklardan birine daldık ve çıkana kadar yürü yürü bitmedi, arka sokaklar hiç bukadar kalabalık ve hareketli değildi. Paris’in en geniş caddesi, bir ucundan diğer ucunu görmekte zorlanıyorsunuz, gidiş geliş 10 şerit falan sanırım. Üzerinde ünlü markaların bulunduğu, alışveriş caddesi. Sakın Paris’i yürüyerek gezmeye kalkmayın, imkansız gibi.. Çok yoruyor insanı, bir sokaktan diğerine geçmek için km lerce yürüyorsunuz. Çok güzel bir metro ağı var, ulaşım gerçekten kolay. Ama yaylar için değil..
Notre Dame Katedrali, Seine Nehri kenarı ve Arc de Triomp
Seine nehri boyunca yürüyüp, hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Öyle ki nehir kenarında halkı serinleten bir fıskiye sistemi ile suni bir plaj bile bulunuyor. Nehirde tekne turuda akşam üzeri oldukça keyifli olur. Notre Dame Katedrali, Seine nehri üzerindeki ufak adacıkta bulunuyor, çok fazla ziyaretçi vardı. Nehir kenarında diğer önemli bir müze olan Orsay müzesi’de Louvre müzesinin, karşı adasında yer almaktadır. 

Eyfel Kulesi günün her saatinde kalabalık ve tepesine çıkmadan Paris’den dönmek olmaz. Biz son gece, geç bir saatte çıkmıştık. Manzara oldukça güzel, yüksekten korkanlar için hiçbir tehlike yok, 2.kat oldukça güvenli ve komple teller ile kapatılmış, oldukça büyük bir alan. En tepeye yükseklik korkumdan dolayı çıkamadık, görüceğimi görmüştüm. Eyfel Kulesinin etrafında, uzanıp dinlenmek ve milyonlarca fotoğraf çekmeden olmaz. Ayrıca Eyfel kulesinin tam karşısındaki tepeye çıkıp, Eyfel kulesinin sizin yanınızda minicik görüntüsü ile fotoğraf çekilip, şehri birde bu tepeden seyredebilirsiniz. (Esplanade du Trocadero)
Louvre Müzesi
Louvre ve çevresi oldukça büyük olup, gezmek için 1 gününüzü ayırmanız lazım. Biz zamanımızın kısa olmasından dolayı, müze gezmeyi ve Mona Lisa’nın gerçek tablosunu görmeyi başka zamana bırakıp, seçimimizi Disneyland’tan yana kullandık. Louvre oldukça kalabalık ve büyük bir müze, biraz ilerlediğinizde kocaman bir bahçe ve havuz başında bir bankta oturup, huzur bulabilirsiniz. Gördüğümde çok şaşırmıştım. Haussmann büyük park alanları yaratırken yanılmamış. 

MONTMARTE TEPESİ VE SACRE COUR BAZİLİKASI
Monmarte Tepesi, Sacre Cour Bazilikası ve sokakları
Paris’in diğer ziyaret edilmesi gereken ünlü tepesi ise Montmarte Tepesi (ressamlar tepesi) ve Sacre Cour Bazilikası. Metrodan inip bu tepeye tırmanırken, çok güzel kurabiyeleri olan bir pastane var. Tatmadan geçmeyin derim. Şehri ve Eyfel’i görebileceğiniz bu harika tepede, sokak sanatçıları karakalem resimler çizip, satıyorlar. Etrafını birbirinden güzel kafelerin sardığı, çok güzel bir atmosferi olan sıcak bir yer. Burayı oldukça sevdim. Paris'te gezilecek çok fazla yer var; Luxemburg Bahçesi, Moulin Rouge, Opera Garnier(Opera binası), Amelie'nin cafesi(meraklıları için).. 

PARİS İN KÖPRÜLERİ
Pont Alexander III Köprüsü


Paris'in en eski köprülerinden Pont des Art (Sanat Köprüsü), Louvre yakınlarında olup üzerinde oturup, Parisi izlemek mümkün. Köprü birbirinden farklı 384 mask ile süslü ve balkonları da gece olunca evsizlere ev sahipliği yapıyor. Seine nehri üzerinde ziyaret edilecek diğer bir köprü ise Pont Alexander III Köprüsü, Paris'te Rus çarı adına yapılan görkemli köprü, heykelleri ve melekleri ile çok gösterişli. Kimilerine görede rüküş! Altın yaldızlı, göz boyayan bir köprü..




PARIS TE GEÇEN FİLMLER
Paris'te çekilip, şehri konu alan filmlere gelirsek, en önemlisi Pont des Art köprüsünde çekilen, Les Amants du Pont-Neuf/Köprü Üstü Aşıkları(1991), film Paris'in merkezinde, köprü üzerinde kalmak zorunda kalan, kendini bulmaya çalışan bir ressam ve aşkın peşinde koşan bir adamın aşk hikayesini konu alıyor.
Diğer bir film ise, Paris sokakların büyüsünde akıp giden Woody Allen filmi, Midnight in Paris/Paris'te Gece Yarısı(2011). Farklı bir aşk hiyakesini konu alan, zaman zaman komik sahnelerin yaşandığı bu keyifli film ile Paris'i yeniden keşfedebilirsiniz.
Tavsiye edebileceğim son film ise, Paris (2008), başarılı bir dansçının hastalık yüzünden eve kapanmasını ve etrafında olup bitenlere bakış açısını gösteriyor. Paris bu sefer bir balkondan, taksi camından gözümüze çarpıyor ve başka bir algı oluşuyor.

9 yorum:

  1. EN BÜYÜK DÜŞLERİMDEN BİRİ :) ALLAHIM İNŞALLAH BİRGÜN BENİMDE GÖRMEM NASİP OLUR :)))

    YanıtlaSil
  2. İstemezmiyizzz:)))
    Çok isteriz
    Çok güzel bir paylaşım olmuş ayrıca evlenme teklifide aşırı romantik olmuş Pariste:)
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  3. Eşin çok romantikmiş harika bir teklif olmuştur. Mutluluğunuz daim olsun. Gitmek istediğim yerlerden biri bilgiler için sağol

    YanıtlaSil
  4. mutluluk şehriymiş bak o zaman sizin için.
    not aldım anlattıklarını.
    veee, köprüüstü aşıkları gelmiş geçmiş en sevdiğim 2-3 filmden biridir.
    izlerim arada bir.
    hele o, havai fişeklerle dans sahnesi.
    :)

    YanıtlaSil
  5. çok çok çok güzel..
    off.
    bana vize vermedi biliyor musun fransa.
    iyice üzüldüm de şimdi bu posttan sonra..

    YanıtlaSil
  6. en cok gıtmek ıstedığım yerdır

    YanıtlaSil
  7. Ne kadar güzel bir teklif olmuş :-) Paris eşimle bizim için de özeldir. Çok güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  8. Görkemli bir evlenme teklifi, görkemli bir şehirde, Allah mutluluğunuzu daim etsin.

    YanıtlaSil
  9. Parisle ilgili çok güzel bir paylaşımda bulunmuşsunuz.2 sene evvel Paris i gezmiş ama doyamamıştım, yeniden anılarımı canlandırdınız :)

    YanıtlaSil