barba hristonun tatlıları,

Gökçeada, Çanakkale

01:10 yesimdusova 13 Comments

Yoğun bir haftanın ardından, hatta uzun kış döneminden sonra, İstanbul'dan biraz kaçmak güzel oldu. Rotamızı Çanakkale, Gökçeadaya çevirdik. Adaya geçmek için gemi saatlerine bağlı olmak ve kaçırmamak için hiç mola vermeden soluğu iskelede aldık. İstanbul'dan 4-5 saat süren uzun bir yolculuktu. Kabatepe'den adadaki kuzu limanına arabalı vapur ile direk geçebilirsiniz. Ada, hayel ettiğimden büyük ve dağlıydı. Bütün adayı bir günde gezmeniz mümkün. Arabayla ulaşım ada da kolaylık sağlıyor fakat heryere minübüsler var ve yürümeyi seviyorsanız, şehir merkezine yakın köylere yürümek mümkün. Tek sorun yorucu dik yokuşlar.

Adanın merkezi ufak bir yerleşim, otel ve pansiyonlardan oluşuyor. Çevresindeki yakın köyler olan Kaleköy ve Zeytinli köyü adanın en güzel 2 yeri. Bütün adayı arabayla baştan sona gezdik, özellikle en batı kısmında bir liman ve plaj var. Dönüş sahil yolu ile dar dağların eteğinden giden manzarası güzel fakat yorucu bir yol. Adanın heryerinde otlayan keçi ve koyunlar adanın asil sahipleri. Durum böyle olunca adanın peynirleri çok lezzetli. Adaya özgü bir başka şey ise domates reçeli ve efi badem kurabiyeleri. Tadmadan dönmeyin.

SICAK BİR MEKAN.. Bİ YER

Arkadaşımızın tavsiyesi ile gittiğimiz "Biyer" adındaki küçük ama sevimli işletmede kahvaltı yapıp, kalabalık oldugumuz için akşam içinde sıcak bir aile yemeği için sipariş verdik. Abla, kardeş ve ortakları ile samimi ve güzel bir mekan. Adanın merkezinde pazar sokağında köşede ahşap çerçeveli minik bir cafe. Yemekleri çok lezzetli olmasa da sıcak bir sohbet ve samimiyet daha önemli oluyor.

GÖKÇEADA MERKEZDEN KALEKÖY'E DOĞRU, MUSTAFANIN KAYFESİ VE KAHVALTI

Sonra soluğu Kaleköy de alıyoruz. Köyün tepesinde kale kalıntıları ve eski mimari ile sevimli ufak bir köy. Tepede harika bir manzaraya sahip olan, "Mustafanın Kayfesi" en meşhur mekanlardan biri. Ada da "dibek kahvesi" olarak geçen türk kahvesi tad olarak bir farkı yok. Fakat sabah erkenden buraya kahvaltıya gitmenizi tavsiye ederim. Ada da yediğim en lezzetli ezme ve 2. domates reçeliydi, patlıcan reçellerinin tadı da harika. Manzaraya karşı, bahçesinde keyifli bir kahvltı.. Tam bir köy kahvaltısı.. Müzikleri ve çalışanları da çok sıcak ve rahatlatıcı. Keyfinizi kaçıracak hiçbirşey yok. Sessiz sakin bir yer. Köyden aşağıya indiğinizde, balık restorantları ve yeni hareketlenmeye başlayan barlar var. Özellikle "Pembe Kaval" da canlı müzik eşliğinde birşeyler içebilirsiniz. Balık restrantlarından "Gökçeada" yı tercih ettik. Çipurası lezzetliydi. Fakat mekanlara oturmadan balık fiyatlarını sormanızı tavsiye ederim. Kişi başı 60tl gibi bir fiyat ödedik, alkol, mezeler dahil.

ZEYTİNLİ KÖYÜ VE BARBA HRİSTONUN TATLILARI VE DOMATES REÇELİ

Yolumuza Zeytinliköye doğru devam ediyoruz. Köy dağın tepesinde, yeni açılan ruhban okuluda bu köyde. Samimi ve taş evlerden oluşan şirin bir köy. Madam'ın Kahvesi (nisan ayında kapalıydı) ve etrafında 2 kahveden birinde kahve içip, havayı soluyabilirsiniz. Ama Barba Hristo amcanın tatlılarını ve domates reçelini tatmadan dönmeyin. 93 yaşında, İstanbul'dan gezmeye gidip, adaya yerleşen eski futbolcu Hristo amca, sıcak kanlı ve güleryüzlü bir amca. Bu yaşta yardım kabul etmeden, dükkanı tek başına işletiyor. Krem karamel, yumurtalı ve bol şekerli, sevenler için lezzetliydi. Sakızlı muhallebesi ise eşi benzeri yok denebilir. Hafif ve ferahlatıcı.. Yanında dondurma ile servis yapıyor isterseniz. Domates reçeli ada'da ki en iyisiydi. Hiç domates tadı almıyorsunuz. Sevdikleriniz için güzel bir hediye olabilir. Köyün sokaklarında gezip, meşhur rum pizzası olan cicir ya da yiyebilirsiniz. Biz çok yediğimizden yer kalmadı.

ADANIN ODUN FIRININDA PİŞEN EKMEKLERİ

Ekmek bağımlısı olarak, ada da yediğim ekmeklere hayran kaldım. Odun fırınında pişirilen, yuvarlak, buğday ekmeği ve ekşimayalı ekmeği harikaydı. Eve gelirken mutlaka almalısınız. Merkezde bulunun bademli kurabiyeleri ile ün salmış "efi badem" kurabiyeleri lezzetli ve uzun ömürlü oldgunu söylediler. Ecevit'in yerinden eski keçi peyniri başta olmak üzere, birçok peynir çeşidi mevcut. Denemek için birkaç çeşit aldık. Ada'da bol bol yiyeceğinizden sevdikleriniz için domates reçeli de getirebilirsiniz. Ayrıca pazar sabahı adanın merkezinde pazar kuruluyor, yerli halkın yetiştirdiği otları ve özellikle mevsimi ise ada dan kekik almanızı tavsiye ederim. Ben biberiye görünce almak istedim.

Yorucu ve uzun bir dönüş yolundan sonra, evimize gelmenin sevinci..:)

13 yorum:


  1. Değişik yerler görmek gezmek lezzetlerini tatmak farklı güzel ve harika bir duygu:)
    Sefanız olsun canım.Sayende Gökçeada hakkında fikirler edinerek, gezmiş görmüş kadar oldum:)
    Kalemine yüreğine sağlık canım:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. uzun süredir bizde biryere gitmemeiştik, çok iyi geldi..mis gibi dağ ve köy havası..

      Sil
  2. Ne güzel gezmişsin canım :)Sefan olsun

    YanıtlaSil
  3. Çanakkaleye bende gitmek istiyorum...
    nasip olur inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşallah en kısa zamanda gidersiniz, çanakkale tarihi ile de ayrı bir güzel..içim hep burkuluyor oraya gidince..

      Sil
  4. ne güzel bir gezi olmuş öyle.
    ben çok istememe rağmen canakkaleye hiç gitmedim :(
    yakın zamanda yolculuk gözükmüyor bana oysa ne kdr istiyorum biryerlere gitmeyi.

    hani o bi kaç gün evden uzak durup sonra eve gelince hissedilen iç huzuru yaşamayı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet eve dönmenin iç huzuru çok güzel.. havalar açıyor,siz de biryerlere kaçarsınız;)

      Sil
  5. sen de üye ol işte bizim bloglar mahallesine.
    güzel bişi ki.
    :)

    istersen oylamaya da katılıp sevdiğin bloglara dikkat çektirebilirsin kiii.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende oyladım, bol şans herkese..

      Sil
  6. Ne güzel bir gezi olmuş dolu,dolu canım,okadar güzel anlatmışsınki,gitmiş kadar oldum.Hoş fotoğraf kareleri,paylaşım için teşekkürler canım.Sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. bayıldım tüm fotoğraflara

    YanıtlaSil