2014,

Kartepe Gezisi - Yeni Yıl-2014

10:27 yesimdusova 6 Comments


Uzun zaman yazı yazamasam da bu yemek yapmadığım anlamına gelmiyor tabi. Flaşımı bir arakadaşıma ödünç verince sadece hafta sonları gün ışığına kalmış oldum. Günler kısa ve bulutlu olduğunu göz önünde bulundurunca, benim hazırlayıp, çekim yapmam için kısa zamanlar kalmış oldu.

Geçen hafta sonunu Sapanca’da geçirdik, günü birlikte olsa Kartepe ye çıktık, oldukça keyifli ve eğlenceliydi. Daha önce hiç gitmediğimiz bir yerdi, pistleri, havası ve manzarası oldukça güzel.  Sanırım yeni başlayanlar için de öğrenmek için uygun bir yer. Biz kayak yapmadığımız için yayaların çıkabildiği Geyik tepesine telesiyej ile çıktık. (Tek kullanımlık gidiş-dönüş bileti 25 tl, 20 tl de kart için depozito bırakıyorsunuz.) Şansımıza hava güneşliydi, hiç üşümedik, sadece beyazlar içinde gezindik, zıpladık, dolaştık. Birde kızak pisti var. Yaş ayrımı yapmadan herkesin gönlünce kaydığı bir yer. Eşim de durmadı tabi ki.. (Saatlik kızak ücreti 20 tl, sanırım Kartepe ye çıkmadan günlük kiralayabileceğiniz bir yer var, bu sefer sadece pist ücreti ödüyorsunuz.)

Biz birkaç saat kalıp döneriz derken, akşama kadar vakit geçirdik. Sapanca ve çevresi hem yeşillik hem çok fazla restoran var. Kaldığımız otelin balkonu da oldukça keyifliydi, Arkaya dağlara doğru bakan ve sabah güneş ışıkları ile uyanıp, balkonunda kitabınızı okuyabilirsiniz. Kahvaltı oldukça çeşitliydi ama böyle yerlerde bal ve kaymak beklentim yüksek oluyor ve ne yazık ki lezzet açısından karşılamıyordu. Otel sahibi de oldukça ilgiliydi (Konak Beyzade).
Bizim için keyifli bir hafta sonuydu.. Yeni yıla saniyeler kala, İstanbul trafiği yüzünden sevdiklerimize kavuşmayı ertlesekte, yeni yılda herkese sağlık, huzur, mutluluk, başarı, aşk, sevgi, dostluk.. diliyorum. Herkes hayellerine kavuşsun, barış için de huzurlu bir dünya bizim olsun! Hayatta en güzel şey,sevdilerinize kavuşup, onlarla beraber olabilmek. İnsanın yanında birilerinin olduğunu bilmek, seni düşündüğünü hissetmek ve hayellerini gerçekleştirmesi, dünyadaki en güzel mutluluk.. İyi ki varsınız ve iyi ki yanımdasınız..;) Sizi seviyorum..

İyi Seneler..

6 yorum:

elysium,

Film-Tiyatro

10:47 yesimdusova 4 Comments


Kafamda blog için tasarladığım bir sürü yapılacaklar listesi var. Çalışma temposu içinde, kendime anca vakit ayırabiliyorum ama burası da bana dahil bir köşe. Derleyip, topladıklarım ve paylaştıklarım. Tiyatro sezonunun açılması ve havaların soğumasıyla kendimizi etkinliklere bıraktık. Uzun zamandır evde film izlemekten büyük keyif alsakta, sinemanın tadı bir başka diyip, bu hafta geç kaldığımız “Gravitiy” filmini izledik. Film 3 boyutlu olsa da, etkiyi çok fazla hissedemiyorsunuz ama oyunculuk ve filmin kurgusu etkileyici. Bir anda uzayda seyahat etmeye başlıyorsunuz, sonsuz boşlukta 2 oyuncu ile çekilen film, sıkmadan izleniyor ve sonunda şükürler olsun iyi ki dünyadayım diyorsunuz. Yerçekiminin aslında yaşamın temeli olduğunu anlıyorsunuz! Bir an uzayda kendimi bıraktım ve kaybolduğumu düşündüm. Deli gibi sonsuza kadar dönüp giden nesneler.. Aslında dünyanın koruması altında bunu yaşamamımız boyunca yapıyoruz. Güneş sisteminin bozulması ve insanların uzayda başka bir evrende kendilerine yeni bir hayat kurması üzerine o kadar çok film izledim ki, dünyadan ayrılma fikri çok korkunç! Elysium-Yeni cennet ve Oblivion son dönem uzay ve dünya yaşamını farklı açılardan konu almış farklı aksiyon filmleri.
Geçen haftalarda “Herkesin bildiği sırlar” adlı devlet tiyatrosu oynunu izledik, evli bir çiftin, birbirilerini yıpratıp, bir birilerini anlamadıklarını düşündükleri anda yani ayrılık aşamasında yaşananları çok güzel ele almışlar. Herkesin bildiği fakat kendine söylemekten çekindiği, yüz yüze gelemediği gerçeklerle karşılaşmayı sağlıyor. Aslında kendimize özgü içimizde yaptığımız kavgaları herkesin yaşadığını ve insan olarak, aşık olma, sıkılma, aradığını bulamama duygusuna nasıl kapıldığımızı ve kendimizi mutsuzluğa sürüklememizi anlatıyor. Oyuncular, oldukça başarılı ve o kavga sahnelerine kendilerini çok iyi veriyorlar. O ayrılık acısını, içsel fırtınayı hissediyorsunuz.

Bu Cuma günü de “Üç Kız Kardeş” i ailecek izledik. Ben bir oyunda bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum! Ne yazık ki, oyunu hiç beğenmedim. Bir izleyici olarak, belli bir konu bulamadım ve süre olarak 2 saat 15 dakika oldukça fazla.. Bir veda sahnesi bile yarım saat sürdü! Nefes alamayacak gibi oldum sonuna doğru.. Son sonbahar yaprakları ile hazırladıkları sahne çok güzel, sahne tasarımı iyi ama bunlar yetmiyor.. Oyuna sizi bağlayan hiçbirşey yok, birşeylerin peşinden gitmek istiyorsunuz, gidicek bir akış bulamıyorsunuz. Anton Çehov ünlü bir yazar olabilir, saygım sonsuz fakat izlerken oyunun içine dahil olamıyoruz.

4 yorum:

belsel,

Domates soslu fesleğenli, İtalyan usulü makarna - Ricotta dumplings

06:52 yesimdusova 8 Comments



İtalya'yı karış karış gezip, bütün makarnalarını, pizzalarını tatmak istiyorum.. Bunu yapan iki ünlü şef Antonio Carluccio ve Gennaro Contaldo,  "Two Greedy Italians" adıyla yayınlanan belgesel tadındaki yemek programı ile çok eğlenceliler. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izlediğim ilk bölümde, yaptıkları makarnayı denemek istedim. Hem makarna hem de fesleğen söz konusu olunca, ağzımın suyu akmadı değil. Ben daha bir kaç bölüm izledim ama çok eğlenceliler. 2 usta yıllar önce İtalya yı terk etmişler ve bu programda hem dogdukları yerlerden başlıyorlar hem de İtalyan mutfağını tanıtıyorlar. Yemekleri de nerede taze malzeme var ise orada pişiriyorlar. 


 İtalya'nın köyleri ve doğa güzellikleri inanılmaz. Birde buna lezzet denemeleri eklenince, off.. İlk bölümde, aile kavramından bahsediyorlar ve çok hoşuma giden birşey var. Herşey masa da olur diyor, masa da yemek yenir, sohbet edilir, kavga edilir, en önemli kararlar alınır, evlenilir, boşanılır.. Herşey masa da olur! Ne kadar doğru birşey! İkinci bölümde de harika bir limonlu peynirli tart pişirdiler. Tabi dalından toplandıkları taze limonlar ile.. 

 
Bölümü izleyince, eve peynirleri aldık fakat vakit bulamayınca bizim peynirler küflendi! Neyse ikinci niyetimizde başardık. Bu tarif ev yapımı bir makarna tarifi, çocukluk anılarından hatırladıklarıyla pişirdiler.. Ricotta peyniri yerine taze lor peyniri kullandım. Daha yumuşak, krema kıvamındaki lor peynirden kullandım.



 Malzemeler (2-3 kişilik);

4 yumurta sarısı (tarifte 3 tane yazıyor, ben fazla kırdım.)
200 gr. taze lor peyniri,
30 gr. parmesan peyniri (2 yemek kaşığı yeterli olucaktır.),
1.5 su bardağı un (200 gr.)
tuz ve biraz kara biber.

Öncelikle bir kapta yumurta sarısı ile peyniri çatal yardımı ile karıştırınız.Parmesan, karabiber ve tuzu ekleyip, karıştırınız.
Daha sonra en kullanışlı mutfak aletini kullanalım diyor şef ve unu karışımın üzerine eleyip, elle yoğurunuz.
Tezgaha unu serpiştirip, hamuru bir kaç ufak parçaya ayırıp, her bir parçayı bir iki parmak kalınlıdıgında ince rulo haline getirip, bir kenardan ince ince kesmeye başlıyoruz. Ben hamur parçaları birbirine yapışmasın diye, üzerlerine biraz un serpiştirdim. 
Daha sonra kaynayan tuzlu suda, makarnaları haşlıyoruz. 

Sos;

3 diş sarımsak,
4 domates,
Domates püresi ve suyu,
1 demet fesleğen,

Öncelikle zeytinyağı döktüğümüz tavada ince ince kestiğimiz sarımsakları biraz kavuruyoruz, daha sonra dilim dilim kesilmiş domatesleri ekleyip, biraz yumuşayana kadar karıştırıyoruz. Daha sonra domates püresi ve suyunu ekliyoruz. (Yazdan anneannemin hazırladıgı hazır karışımı kullandım. Oldukça lezzetli oluyor.) Domates sosunun kıvamı biraz sulu olması gerekiyor, gerekirse biraz su da ekleyip, fokurdayana kadar pişiriyoruz. En son dogradığımız fezleğenleri ekleyip, karıştırıp, ocaktan alıyoruz. Domateslerin içinde bütün ağza gelmesi lezzetli oluyor, çok pişirmemeye özen göserin.

Servis ederken, bol sos koyduğumuz tabağa, tencereden süzgeç ile pişirdiğimiz makarnayı ekliyoruz. Üzerine bol, parmesan rendeleyip,servis edebilirsiniz. Makarna, peynir tadında yumuşak bir hamur, bol sos ile çok lezzetli oluyor.

Afiyet olsun..




I want to travel all around Italy and taste the pizzas.. Two famous chef from Italy, Antonio Carluccio and Gennaro Contaldo are come out a documentary foos program "Two Greedy Italians".
It is so enjyable. One of my friend advice the program and I admire them at the first program that are made a ricotta dumpling (pasta). I want to try the recipe with basilikum and pasta..
I have just wacthed few episode but enjoy so much. They lesf their home country, Italy, many years agor and now they turned back to attract a food program in Italy over İtalian foods. They have been cooked where they find a fresh food.

The villages of Italy are awesome, when the tastes are added the view, it becomes wonderful! At the first episode, they mentioned the concept of being family.
They said all the things is happened at the table.. Peope decided to marry, divorce at the table. All important decisions are given at the table. People make love, fight, dance at the table. It is so true.. We also dance on the table:) They cooked also a nive lemonade pie at the second part. Also, they used fresh lemonade that are collected from the tree.
 
We bought all kinds of cheese but unfortunately, we couldn't cook! Anyway, finally, we succeed it! I used soft uncured cheese instead of ricotta cheese because I couldn't find it aroun my house in Istanbul. I choosed soft,creamy cheese.

Ingredients (2-3 people):

4 egg yolks (they used 3 but I added wrongly 4)
200 gr. ricotta
30 gr. parmesan (2 table spoon is enough)
1.5 cup flour (200 gr.)
salt and black pepper

Fisrt of all, mix the egg yolks in a pot, then add the ricotta cheese and continue to mix with a fork.Add the salt, black pepper and parmesan.

Then add flour and mix it with your hands (He said now we used the delicous equipment of the kitchen.)

Sprinkle some flour on the bench and knead the dough. I have cut the dough three pieces then make a mall rolls to cut the pasta! Each rolls are nearly 1-2 inches.

then put the pieces in boilng water. Cook the pastas few minutes or how you like!

 

Sauce; 

3 cloves of garlic,
4 tomatoes,
Tomatoes pure,
1 bucnh of basilikum.

Preheat the olive oil in a sauce pan and add the peeled garlic cloves that cut in a thin slices. Then add the tomatoes that are cut big pieces. When tomatoes are roasted add the pure and some water.
Sauce should be sassy! Finally, add the choped basilikum in sauce. It is ready!

When you are serving, put more amount of sauce and add pastas in it, the mixed! Finally, sprinkle grated parmesan over the plates!
Taste of pasta is like cheese and soft! It is wonderful with over sauce with basilikum!

Bon Apetit!

8 yorum:

aksamyemegi,

Tatlı-Acı soslu tavuk - Chicken with Sweet Chili Sauce

05:51 yesimdusova 11 Comments



Kısıtlı zamanlar da pratik yemekler yapabilmek.. Kendimi bu konuda geliştirmeye çalışıyorum. Aslında sürekli fazla yemekten ve tatlı yemekten şikayet edip, biryandan ne yapsam acaba diye düşünüyorum. Evde mümkün olduğunca az tatlı bulundurmaya çabalasam da, uğraşım boşa gidiyor. Aşure ayının gelmesi ile de ayrı bir keyif yaşıyorum. Bu sene bende evde pişirmek istiyorum, bakalım yapabilecek miyim;)
Buaralar favorimiz Sweet chili (tatlı-acı) soslu tavuk.. yanına fırında patates ve bol salata ile.. Sosu kendim yapabilmeyi isterdim ama hazırı oldukça pratik bu aralar. Fırına (180 dereceye) aldığım kemiksiz tavuk butlarını, soslanmış patatesler ile atıyorum, bazen aralarına cherry domateste serpiştiriyorum. Yanına da bol yeşillikli bir salata.. Tavukları servis ederken üzerlerine bol miktar sweet chili sos döküyorum.  Bu sos tavuğa çok yakışıyor. Patatesleri bazen ufak ve taze alıp, kabuğunu soymadan elma dilim şeklinde atıyorum. Canım o an nasıl isterse.. Hem kısa sürede hazırlayabileceğiniz hemde oldukça pratik bir yemek.. Lezzeti denemeye değer;)

Afiyet olsun..

11 yorum:

balık,

İstanbul Turu - Karaköy - Beykoz

09:19 yesimdusova 7 Comments


İstanbul bu hafta sonu, yazdan kalma günlerin keyfini çıkardı. Bizde güneşi görünce, kendimizi dışarıya attık.. Günler kısalıp, saatler geri alınınca hava hemen kararıveriyor, ondan güne erken başlamak lazım. İstanbul'da Karaköy tarafını çok sever olduk. Kafeleriyle, atmosferi ve sokakları ile çok keyifli bir yer. Karaköy Güllüoğlu, Namlı ve balıkçıları ile de lezzet duraklarını da gözardı etmemek lazım. Ara sokaklardaki küçük dükkanları, herzaman alış-veriş yapacağınız seyyar satıcılar.. Birde sahil var tabi. Oturup, tarihi yarım adayı karşıdan izlemek, balık tutanları izlemek var. Hele birde Cihangir'den Karaköy'e inmek, hem ulaşım açısından rahat hemde doya doya İstanbul'u yaşamış oluyorsunuz. Tepeden başlayıp, ara sokaklarına dalıp, arada görünüp kaybolan boğaz manzarası, tarihi evleri ile yol hiç bitmesin istiyorsunuz. Sıra selviler den dümdüz indiğiniz zaman, hem yokuş aşağı hem de tam Tophaneye iniyor. Bana biraz kestirme gibi geldi;)
Karaköy'e inince birbirinden farklı tasarımlara sahip, çok güzel kafelerle karşılaşacaksınız. Kafeler genelde sokak aralarına serpiştirilmiş. Karaköy hala o tarihi yapıyor koruyor. Biraz ilerleyin "Fransız Geçidi" ile karşılaşacaksınız. Bir iş hanı, alt katta kafeler ve dekorasyon, takı dükkanları var. Biraz ilerleyince sahilde bir kahve içip, denizi seyredebilirsiniz, eve dönüşte taze balık almayı unutmayın! Ordan tünelle nostaljik tura devam edip, Taksime çıkabilirsiniz. 

Karaköy, sanatseverlerin de uğrak yeri. Sanat galerileri ve İstanbul Modern ile her zaman güncel bir sergi gezmek mümkün. Geçen ay İstanbul Bienali vardı. Bauart da Bahçeşehir Üniversitesinin kurduğu yeni bir sergi mekanı. Amerikalı sanatçı, Julie Upmeyer'in sergisi (üstteki fotoğraflar) vardı. Karaköy sokaklarını bize farklı bir sunum ile göstermişti. Fotoğraf sergisi fakat fotoğraflar öyle bir tasarlanmış ki, üç boyutlu görüntüleri ile sizi cezbediyor. Bakarken açıyla oynayıp, farklı bakış açıları yakalamak mümkün. 

Bugün ki, durağımızı karşıya çevirdik. Küçüksu Kasrı, Osmanlı döneminde yapılmuış ve padişah ların sadece av dönüşü uğrayıp, dinlendikleri bir konak. Bahçesi, mimarisi ve eşyaları ile harika bir yer. Hayran kalıyor insan. Burada dinlenip, kayıkla karşıya geçiyorlarmış. Cumhuriyet'in ilanıyla da çalışma amaçlı kullanılmış ve müzeye çevrilmiş. Biz evi ve bahçesini gezerken büyük hayranlık duyduk. Buradan Mihrabat Korusuna çıkıp, doğayla iç içe Boğazı seyrederek bir yürüyüş yapabilir, Kanlıca sahilinde dolaşıp, yoğurt yiyebilirsiniz. Her şeyden önemlisi huzurlu bir gün geçirebilirsiniz. Bu da günün sonunda oluşturduğumuz sonbahar tabağı..

7 yorum:

ballıpunake,

Pancake - En güzel pancake tarifi

10:50 yesimdusova 9 Comments


Haftasonu geldi mi, kahvaltı keyfide gelmiş demektir. Bu hafta annemi kandırıp, bizde kalmaya ikna ettim ve çok seveceğini düşündüğüm pancake yaptım.Daha sonra annem de pazar sabahı anneannemlere yapmış:) Anneannem yumuşak olduğu için çok sevmiş, tam bizim dişimize göre diyor:) Bir yandan annemin benden birşeyler öğrenip yapmasına çok memnun:)
Bugün evde olmayı özlemişim. Eşim çalışırken evde olmayı, okula gitmediğim zamanlar yaptığım gibi evde oturup çalışmayı, sıkıldıkça ev işlerine bakmayı, bir yandan mutfaga girip atıştırmayı:) Çalışma masama bile oturmuyordum, misafir odasına çevirmiştik burayı. Bugün günler sonra fonksiyonuna kavuştu:) Evde olmak gibisi yokmuş..



Pancake tarifini ilk yazın, çatalcada denemiştim. Açık havada güzel bir pazar kahvaltısında tadı damağımızda kaldı. Yumuşacık ve pufidik kıvamı ile çok lezzetli. Özellikle bal ve meyveler eşliğinde çok daha lezzetli oluyor. Biraz waffle ı andırıyor. Nutella ile olan uyumundan zaten hiç bahsetmicem!..;) Kesinlikle bizim akıtmadan, krepten farklı bir lezzet. Üstelik içerisinde hiç yağ yok! Bol yumurtalı ve sütlü.. Kabarmasını yumurta sağlıyor. Tarife geçelim artık..





Malzemeler;

3 yumurta,
1.5 çay bardağı süt,
1 çimdik tuz,
1,5 su bardağı un (un yumurta büyüklüğünüze göre biraz azaltıp,arttırabilirsiniz)
1 kabartma tozu.

Öncelikle yumurtanın sarısını ve akını ayıralım. Puf puf pancake ler için, yumurtanın akını köpürene kadar mikser ile çırpınız. İçerisine isteğe bağlı olarak şeker ilave edebilirsiniz, ben tavsiye etmiyorum.

Yumurtanın sarısını çırpıp, içerisine sütü ilave ediniz. Bir kapta elediğiniz un ve kabartma tozunu karışıma ilave ediniz. Bu aşamada tahta kaşık ya da spatula ile karıştırmaızı tavsiye ederim. Yumurta boyutlarına bağlı olarak un miktarı 1-2 tatlı kaşığı azaltabilirsiniz. Kıvamı çok cıvık, krep hamuru gibi olmuyor. Sert bir hamurda elde etmemelisiniz, akışkan olmalı.
NOT: Eğer stand mixer ile karışımı hazırlıyorsanız, yumurtaları bütün olarak çırpabilirsiniz. Çok fazla çırpmamaya özen gösteriniz, fazla çırpıldığında yumurta hemen çöküyor. Aynı şey yumurta aklarını tek çırparkende dikkatli olunuz.

Yumurta sarısı ve unlu  karışıma çırpılmış yumurta aklarını ilave edip, spatula yardımı ile yavaşça karıştırınız. Akışkan köpük köpük bir karışım elde edeceksiniz.

Orta ateşte hatta biraz daha kısık, hafif yağlağınız tavada pişirebilirsiniz. Tavanız yapışmaz bir tava ise yağlamanıza gerek yok. Çok hızlı pişiyorlar, başından ayrılmayın derim. Tavayı ilk seferde yağlıyorum sadece, sonrasında hiç yağ dökmüyorum. Ufak boy bir tava kullandım (seramik tabanlı). Kepçe yardımı ile tavaya döküyorum ve ince bir tabaka halinde değil, biraz kalın olarak hamuru tavaya döküyorum.

Afiyet olsun..

9 yorum:

baklava,

Bayram tebriği - Ev baklavası

05:20 yesimdusova 7 Comments



Bayram bitse de tadı kalıyor. Sevdiklerimize ayırdığımız bu dar zamanlarda herkesin biraraya gelmesi, kavuşmalar, telaşlar sıkıştırılmış durumda. Günler öncesinden başlayan bayram hazırlıkları, birlikte yenilen yemekler, özlediğimiz anlar.


Bayram dışında biraraya gelemiyor muyuz? Geliyoruz fakat hep eksikler olur, hepimizin birbirimizde daha değerli yapacağımız işler oluyor. Oysa Bayramlar buyüzden var. Biraraya gelebilmek için. Bu bayram çok sevdiğim 3 arkadaşımı görme fırsatım oldu. Uzun zamandır biraraya gelmediğim insanlarla konuşma fırsatı. Çok tatlı ufak bir kız çocuğu tanıdım. Elimi öpüp bana "iyi bayamlay" diledi. Ben bu bayram aldığım ilk maaşım ile harçlık verdim. Bayramım tatlı geçsin diye,bol bol baklava yedim. Çok sevmesem de kurban eti diye kavurma yedim. Bu bayram uzun ve güzeldi. Geriye, tezgahta yarım tepsi baklava, yarım pasta, iki paket kavurma kaldı.. Birde tatlı sohbetler..

Geçen bayram hepsini tükettiğimiz baklavalardan bu sefer sizlerede ayırdım:) Annem her bayram arefesi, oturup tufka açar, balava yapar. Hem de seneler önce öğrendiği o özel kesimi ile.. Ay şeklinde kesilen baklavalar, annemi temsil eder. Hazırlaması biraz zahmetlidir. Heryerimiz nişasta olur, bembeyaz, gıcır gıcır.. Şerbetini anneannem yapar, bu bayram şerbeti biraz fazla gelmiş, baklava biraz yumuşak ve bol şerbetli olmuş. Pastahane işleten bir arkadaşım, şerbetini herzaman ağırlığına göre dökmek lazım dedi! Anneannem için artık bir ölçü olmaz ama yeni ustalaşan eller için, önemli bir nokta olabilir..

Sevdiklerinizle beraber nice bayramlara..

7 yorum:

ıspanak,

Ispanaklı Makarna - Pasta with spinach

10:55 yesimdusova 0 Comments

 

Geçen hafta geçen soguk günlerin üzerine, bütün kışlıkları aktardım, tedbirleri aldım, bu seferde havalar ısındı:D Artık sonbahar kavramını yaşamayacağız sanırım. Ya sıcak ya soguk.. ceketimizi alıp dışarı çıkamayacağız.

Yalnız markete girince kışı ne kadar özlediğimi ve ne kadar çeşitli olduğunu anladım. Yazın cıvıltısı ayrı bir güzel.. Ama ihmal edilmemesi gereken bir gerçek var ki, ıspanak, pırasa.. sebze açısından çok zenginmiş! Başka bir özlemde balık! Sezon açılınca evlerden yayılan mis gibi balık kokuları ve göz alıcı balık tezgahları. Palamutla hamsiyle başlayan sezonda, birbirinden lezzetli balıklar, birbirini takip ediyor. Balık yağlandıkça, büyüdükçe lezzetide artıyor. Bu sene Yunanistan tatili bahanesiyle balıktan, deniz ürününden mahrum kalmasak ta alışık olduğumuz lezzetler başka.. Balık tezgaha çıkmışsa, kış gelmiş demektir. Benim kışı beklememin diğer bir sebebide balkabağı.. Yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Bir sürü tarif ayırdım. Bir inciri bir de kabağı özlemle bekliyorum. Buzdolabında incirli tart yapmak için bahçeden ayırdığım bir kova incir beni bekliyor! Umarım bozulmadan yetişirim onlar;)

Havalar soğuyunca gelmezmiş kış.. Kış sebzesi, meyvesi, balığı ile gelirmiş.. Ben kışın ne yapsam diye daha az düşünüyorum galiba..aklıma yemek gelmezse balık atıveriyorum fırına;)

Marketteki sebze şaşkılığımda, son kalan ıspanak demetini kaptım! Evet tek demet kalmış, az ama olsun, ozaman ıspanaklı makarna yapıyım dedim! Hem basit hemde lezzetli hem de renkli:D

Biryerde okumuştum, yediğimiz meyve ve sebzeler arasında farklı renkleri tercih etmeliymişiz.Mesela kırmızı üzüm.. çok faydalı bir meyveymiş. Ispanak yeşil rengi ile farklı bir duruşu olmasa da, vitamin olarak oldukça zengin.

MALZEMELER (2 kişilik)
 Bir demet ıspanak,
100 ml sıvı krema
Makarna.
Öncelikle bol su ile yıkayıp temizlediğimiz ıspanakları dogrumdadan buharda pişiriyoruz. Oldukça hızlı pişiyor ıspanak, biraz yumuşamaları yeterlidir. Daha sonra ıspanakları blender dan geçirip, püre haline getiriyoruz.

İstediğiniz tür makarnayı (ben kalem, penne ya da deniz kabuğu tavsiye ederim) öncelikle haşlıyoruz. Makarnayı biraz sulu bırakıp, üzerine krema ve ıspanak püresini döküp iyice karıştırıyoruz. Kremayı bol koymanızı tavsiye ederim. Makarnayı süzmeniz gerekiyorsa, önce tencerede kremayı ve ıspanak püresini iyice karıştırıp, makarnayı ekleyebilirsiniz. Ama krema miktarını karışım hafif sulu kalana kadar arttırabilirsiniz. Karışım hafif sulu kalacak şekilde bırakınız. Üzerine bol kaşar peynir ya da parmesan ile süsleyip, servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun..

0 yorum:

edirne,

Milföy Mini Pizza - Galette with milföy

08:11 yesimdusova 7 Comments


Geçen pazar günü çok yakın arkadaşımın nişanı için Edirneye gittik. Daha öncede onların yazlığına gidip, güzel bir Edirne turu yapmıştık. Edirne oldukça gelişmiş bir şehir. Öncelikle Selimiye Cami gibi inanılmaz bir mimariye sahip ve sokakları, evleri ile birçok şehre inat içindeki tarihi koruyor.


Edirneye gidip, ciğer yemeden, Meriç kenarında oturup bir kahve içmeden dönülmez. Aslında sokak aralarında dolaşmakta çok keyifli. İstanbul'da pek kalmayan, ufak dükkanları ve ahşap evleri ile  çok keyifli. Özellikle güneş batarken, Meriç kenarı ayrı bir güzel. Güneş Meriç köprüsünün tam karşısından, nehrin üzerine batıyor ve köprünün ortasında da padişah için inşa edilmiş bir alan var.




















Güzel bir pazar sabahı.ama canınız kahvaltı için çok ugraşmak istemiyor, biryandan da güzel birşeyler olsun istiyorsunuz masada.. Ozaman bu pratik, milföy pizza harika bir seçenek olur.


Bu mini pizzaları hazırlamak oldukça kolay ve pratik. Herkes uyanana, çay demlenene kadar pişer:)

Diktörden milföy hamurlarını oda sıcaklığında yumuşamaya bırakınız. Hamurlar kesilecek kıvama gelince, 1 cm kalınlığında şeritler kesip, bütün milföy hamurunun etrafına çerçeve yapınız. Daha sonra içerisine biraz domates sosu ve zeytin ezmesi sürebilirsiniz. Üzerine, renkli doğranmış biber, domates, sucuk istediğiniz malzeme ile süsleyebilirsiniz. Fırına atmadan önce kenarlarına yumurta sarısı sürüp, üzerine biraz kaşar peyiri sepiştiriniz. 180 derece fırında 15-20 dk arası pişirmeniz yeterlidir, zaten milföy hamurunun pişmesinden gözlemleyebilirsiniz. Üzerine arzu ederseniz baharat serpiştirip servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun..

7 yorum:

çilek,

Çilekli/İncirli Kek - Strawberry Cake

11:03 yesimdusova 24 Comments



Hayatımda yeni bir sayfa açmış bulunuyorum ama bu sırada koşturmaktan, evde pc başına oturamıyorum ve blogu ihmal etmiş oluyorum.. Telefondanda ne yorum yazabiliyorum ne de yazı:S Tatildeyken, güzel bir yazı olsun diye, bütün detayları not ettim.. çok hevesliydim, ama hala tek kelime yazamadım.. Gittik gördük gezdik, büyük keyif aldık.. yemek yemekten midemiz ağrıdı, dönerken gelmek istemedik ama evimiz.. daha güzel bir yer yok sanırım.. İstanbul.. Bu şehirden her ayrılışımda çok mutlu oluyorum sonra aynı mutlulugu dönerkende yaşıyorum.. Yol ve kalabalık sıkıtısını unutuveriyorum.. Başka biyerde yaşayamam heralde diyorum..;)

Uzun zamandır paylaşamadığım çilekli keki paylaşmak istiyorum. Tarifi bu sitede görüp, çok begenip, kendim ölçüleri biraz daha değiştierek yaptığım bir kek.. Oldukça hafif ve yumuşak bir kek oluyor. Aslında hepimizin bildiği pandispanya hamurunun mevsim meyveleri ile zenginleştirilmiş, tatlandırılmış hali gibi.. Hem görseli hem de lezzeti yerinde bir kek..

Keki çilek mevsiminde, serin bir yaz akşamında yapmıştım. Bahçede ailemle, çay eşliğinde keyifle tükettik. İçinde hiç yağ bulunmayan bu kek için kısmi bir diyet keki diyebiliriz. Şekeri azaltıp, meyvedende bu ihtiyacı sağlayabilirsiniz ama şekersiz tatlı konusuna pek sıcak bakamıyorum.
Çilek ile defalarca denedikten sonra, bahçeden gelen bütün incirleri tüketemeyince, onlarıda değerlendirmek istedim. Arasına birazda ceviz serpip, lezzeti zenginleştirdim.
Hazırlaması ve malzemeleri pratik bir kek. Umarım beğenirsiniz..

Malzemeler;

3 yumurta,
1 su bardağı şeker,
1 su bardağı un,
1 kabartma tozu,
vanilya,
meyve

Pandispanya hamuru kıvamındaki kek için, yumurtanın akı ve sarısını ayrı kaplarda çırparak, daha fazla kabarmasını sağlayabilirsiniz. Yumurta akının içine şekeride ilave edip, iyice karıştırınız. Daha sonra unu eleyip, karışıma kabartma tozu ile beraber ekleyiniz. Bu aşamadatahta bir kaşık yada karıştırıcı ile karıştırmanızı tavsiye ederim. En son vanilyayı da ekleyip, fırın kabına boşaltabilirsiniz.


Daha sonra istediğiniz meyveyi, çilek güzel bir tercih;) dilimleyip, fırın kabındaki karışımın üzerine diziniz. Bir kısmı içine dogru kendiliğinden batmaya başlayacaktır, bol meyve koyabilirsiniz.
170 derecede 35-40dk, kekin inceliğine göre pişmesi yeterlidir. Fırından çıkınca üzerine pudra şekeri serpip servis edebilirsiniz.

Tarifi aldıgım sitede, fırından çıkınca üzerine 2 yemek kaşığı kadar kremayı gezdirmeyi tavsiye ediyor. Krema sıcakta eriyip, kekin içinde kayboluyor ve güzel bir lezzet oluşturuyor.
Fakat her yaptığımda, kalori eklememek için sade tüketmeyi tercih ediyorum. Keki taze iken tüketmenizi tavsiye ederim.

Afiyet olsun..





İncirlisi için;


24 yorum:

Before Midnight,

2 Film-Before Midnight ve Now you see me

14:16 yesimdusova 11 Comments



Bugüne kadar blogumda filmlerden bahsetmemiştim. Uzun zamandır, okul ve tezim ile uğraşmaktan film izlemeye vakit ayıramıyordum. İş öncesi, kendime ayırdığım zaman dilimine, izlemek istediğimiz filmleri sıkıştırdık. Tavsiye edeceğim filmin seneler önce çekilmiş 2 filmi var. Filmler birbirinin çok devamı değil, karakterler aynı, örgü aynı şekilde ilerliyor, fakat bağımsız da anlaşılabilir.

BEFORE SUNRISE-BEFORE SUNSET-BEFORE MIDNIGHT 

 


İlişkiler ve insan hayatı üzerine uzun konuşmaların yer aldığı bütün filmlerin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hayatlarının bir karesinde karşılaşan iki kişinin, bütün gün ve geceyi birlikte geçirdikleri zaman dilimindeki konuşmaları.. Bütün film boyunca hiç susmadan konuluyorlar ve sizde hiç kaçırmak istemiyorsunuz. Diğer iki filmi daha önce izlemiş ve unutulmayacaklar arasındaydılar. "Before Midnight" filminde ise, hayatlarını birleştiren çiftin, aile kurmak, anne-baba olmak, kendinden ödün vermek, bireyselcilik ve modernite üzerine geçen konuşmaları ve tartışmaları.. Çok güzel dialoglar geçiyor, insanı kendini irdelemeye, düşünmeye itiyor. Ayrıca onlar yürürken sizde Yunanistan'ın sokaklarında gezmiş, sanki onlarla yürüyormuş gibisiniz. Konuşurken arada ilgilerini çeken kısımları birbirlerine göstermeleri.. Bir solukta izlenecek bir film Diğer iki filmide izlemediyseniz, seri olarak izleyebilirsiniz.. Aralarında geçen sevdiğim bir dialogu paylaşacağım..

Celine: I feel close to you.
Jesse: Yeah!
Celine: But sometimes, I don't know? I feel like you're breathing helium and I'm breathing oxygen.
Jesse: What makes you say that?

Before Sunrise (1995)
Before Sunset (2004)
Before Midnight (2013)
Oyuncular: Celine (Julie Delpy), Jesse (Ethan Hawke)

BIR SIHIRBAZLIK FILMI - NOW YOU SEE ME

Bir diğer iflm ise "Now you see me - Sihirbazlar Çetesi", soluksuz izlediğimizi söyleyebilirim. "The Illusionist" ve "The Prestige" filmlerinden sonra oldukça başarılı bir sihirbazlık filmi. Aslında hepimiz, gerçekten sihre inanmasak bile bir anlık varlığı ile bizi şaşırtmasını seviyoruz. Nasıl yaptıklarını çok önemsemeden, hayran kalıp sonra mantık sorgusuna başlıyoruz. İşte bu filmin en sevdiğim yanalrından biri, bir yandan size sihrin arka yüzünü göstermesi. Gerçekliğinden şüphe ettiğiniz ama öyle olmasını istediğiniz şeylerin, filmlerde bile olmayacağını göstseriyor. Sihre sizi bu kadar inandırmaya çalışırken bir yandan yıkıyor. Tabi birde görsel sahneler çok iyi.. Film başladı mı bitti mi farkına bile varmıyorsunuz. Vakit kaybetmeden izleyin derim..

11 yorum: