En Son Ne Var?

Gaziantep Gezi Notları - Gastronomi Şehri


Ülkemizin Gurme Şehri Gaziantep’e rotamızı çeviriyoruz. Gaziantep, tarihi, yaşamı, dokusu ve mutfağı ile kendi içinde büyük bir kültür. Şehrin koşturmacasından bunalıp, kafanızın dağılması için hafta sonu kaçamakları listesine yeni bir seyahat ekledik. Cumartesi sabah İstanbul’dan yola çıkarak Pazar akşamına süren seyahatimiz boyunca neler yaptık, bir hafta sonuna neler sığar?


Şehrin Sokaklarında Dolaşmadan Biraz Geçmişe Gidelim..

Osmanlı döneminde Halep’e bağlı Antep nüfusunun yarısını Ermeniler oluşturmaktaymış. Devlet işlerinde söz sahibi olamasalar da, ticaret ve zanaatın kalbini oluşturuyorlarmış. Şehirdeki en güzel tarihi yapılarının Ermeniler’in elinden çıktığını öğrenince, şehrin tarihini ve dokusunu oluşturduklarını anlıyorsunuz. Şehrin yollarının ve büyük konaklarının mimarisi ve işçiliği Ermenilere ait. 1900 lü yıllarda ‘iskan ve tehcir’ kanunu ile Ermeniler şehirden sürgün edilmeye başlamış ve 1924’te Gaziantep’te Ermeni nüfusu sıfırlanmış. 

Ermenilerin geride bıraktıkları konaklar ‘Antepevleri’ olarak turizme açılmış ancak şuan bir çoğu cafe ya da otel olarak işletiliyor. Özellikle Bey Mahallesini gezerken, siyah boyalı taşlarla dönemin Ermeni mimarisini ortaya koyan konakları ve yapıları gördükçe üzülüyorsunuz. Bir şehrin tarihi ile ilgili yıllara sadece konaklar meydan okuyabilmiş. Taş evlerin büyüsü ile sessiz dar sokaklarda gezerken, hayal kurmaya başlıyorsunuz, biraz gizem biraz merakla kafanızı binaların avlularına uzatıyorsunuz. Köşeyi dönünce nereye çıkacağını bilmediğiniz yollarda biraz ürpererek temkinli dönüyorsunuz. Yüksek taş duvarların ardındaki hayatı, içerdeki güzelliği merak ediyorsunuz. Çoğu cafeye dönüşmüş Ermeni konaklarına verilen Yunan isimlerini görünce aldanmayın! Tarihe yakından tanıklık edebileceğiniz, dokusu bozulmadan korunan ve gezebileceğiniz en güzel konaklardan biri Nazaretyan ailesine ait günümüzün Papirüs Kafe’si. 1856 yılında yapılan konağın sahibi Gabaret Nazaretyan Osmanlı’nın en ünlü zeytinyağlı sabun fabrikalarınından birinin sahibi. 
Kurtuluş savaşı sırasında Fransız’lar tarafından işgal edilen şehrin harap olmuş dokusuna rağmen hala geçmişin izlerini taşıyan yapılar ve motiflerle karşılaşabilirsiniz. 


Gaziantep’te Konaklama ve Ulaşım

Havalimanında inince şehir merkezine giden Havaş otobüslerini göreceksiniz. İnen uçak saatlerine bağlı olarak kalkan otobüsler şehrin farklı noktalarında durarak, gitmek isteğiniz noktaya en yakın yerde inebilirsiniz. Biz Havalimanından direk Zeugma’ya gitmek istiyorduk, bizi önünde bıraktı. Bilet fiyatı kişi başı 9 TL. Şehir merkezine gelmeniz yaklaşık 40 dk’yı buluyor. Saatler ve detaylı bilgi için sayfayı ziyaret edebilirsiniz

Haftasonu için geldiyseniz ve şehir merkezinde kalıyorsanız araba kiralamaya gerek yok. Taksi ya da yürüyerek heryere ulaşabilirsiniz.

Bey Mahallesinde yeni açılan Arif Bey Konağı’nda konakladık. Konak sıcacık ve temizdi. Bütün odalar ufak bir avluya açılıyor. Antepliler bu avluya ‘yaşam’ diyor. Çünkü burası bütün kapıların açıldığı, hayatın paylaşıldığı yaşam alanı. Araba kiralamak istemiyorsanız, şehir merkezinde, Bey Mahallesinde konaklamanızı tavsiye ederim.

Halil Usta

Antep’in en sevilen kebapçılarından biri olan Halil Usta hemen Zeugma müzesinin 2-3 sokak arkasında bulunuyor. Müzeyi gezmeden önce karnımızı doyurmamız lazım dimi:) Küşleme, simit kebabı, baharatlı/baharatsız kıyma, kısabel karışık tabak söyledik. Masa anında salatalarla donatılıyor. Herşey metal sahanlarda geliyor. Özellikle salatalar sulu ve öyle lezzetli ki. Yöreye özgü nar ekşisinin lezzetini hiçbir yerde bulamazsınız. Üzerine bir de tadım amaçlı bir havuç dilim baklava yedik ki, şehirdeki en iyi baklavalardan biri. Kişi başı 45-50 TL arası bir fiyat ödedik. 


Zeugma Müzesi

En önemli arkeolojik keşiflerden biri olan Zeugma Antik Kenti’ne ait mozaiklerin sergilendiği müzedeki eserler ve müzenin atmosferi büyüleyici. M.Ö. 300 yılında Büyük İskender’in generallerinden Selevkos Nikator’un kurduğu şehir, Roma hakimiyeti ile köprü başı, geçit anlamına gelen ‘Zeugma’ adını almıştır. Bereketli Fırat nehri’nin en sığ noktasına kurulan, Fırat Nehri manzarasına sahip villaları ve nüfusu ile Kommagene Krallığı’nın en büyük dört şehrinden biriymiş. Gaziantep, Nizip İlçesi-Belkıs Köyü’nde Birecik Baraj Gölü yapımı sırasında bulunan şehirden çıkartılan mozaikler müzeye taşınmıştır. Şehrin %30’u baraj gölü altında kalmıştır ve kalan %70 lik kısım için kazı çalışmaları hala devam etmektedir. Kazı alanını gidip, ziyaret edebiliyorsunuz. Şehir merkezinden yaklaşık 1 saat uzaklıkta. 

Müzenin giriş katı büyüleyi dev mozaiklerden oluşuyor. Vilların salonlarından, süs havuzları ve duvarlarından sökülüp, taşınan mozikleri büyüleyici. Öyle görkemliler ki, hayranlıkla izliyorsunuz. Mozaiklerin büyüklüğü ve ustalığı şehrin zenginliğini gözler önüne seriyor. Greko-Romen kültürünün en önemli eğlence biçimlerinden biri olan yemek davetlerinde kullanılan bu salonlarda davet sırasında gerçekleştirilen pantomim ve tragedya oyunlarının konularını ve sahneleri zemine işlenmiştir. Evlerin zeminlerinde ve duvarlarındaki mozaikler ev sahibinin ilgilendiği müzik, edebiyat ve felsefe konularını sergilemektedir. Mozaikleri gezerken yanlarındaki açıklamadan mozaiğin anlattığı hikayeyi ve karakterleri tanıyabilirsiniz. 

Müzenin girişindeki OCEANOS ve TETHYS MOZAİĞİ, (‘dünyadaki bütün açık denizlerin tanrısı olan Oceanos, denizdeki dişi unsuru sembolize eden Tethys ile birlikte yaşar. Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin Oceanos ve Tethys'ten meydana geldiğine inanılır.’*), ve zeminde yer alan POSEIDON, OCEANOS ve TETHYS MOZAİĞİ Fırat nehrinde ve okyanusta yer alan balıkların yer aldığı mozaik en ilgi çekicilerinden.
Antep’in simgesi haline gelen Çingene Kızı Mozaiği müzedeki en küçük eser:) Biraz reklam ve PR çalışması olarak kullanılmış. Kazılar sırasında, alnına düşen saçlarıyla çingene kızına benzetilmiş yüz, bence bir erkek çocuğuna benziyor. Mozaiğin en ilgi çekici yanı olan kendisine bakanı her yönden takip eden gözleri, Mona Lisa ile aynı teknikle yapılmıştır. Helenistlik dönem resim sanatında kullanılan ‘üç çeyrek bakış’ tekniği ile yapılmış. Karanlık bir odada sergilenmektedir. 
Müzenin harika bir mistik havası var. Büyüleyici bir ortamda kocaman mozaikleri gezmek çok etkileyici. Müzenin bir broşürü ne yazık ki yok, umarım Zeugma’nın tarihini ve eserleri anlatan kısa bir döküman hazırlanır. 

Müzeye müze kartınız ya da maksimum kartınız ile ücretsiz girebilirsiniz. Tek girişlik bilet fiyatı 15 TL. Müze’de müze tarihi ilgili bilgi bulamayacağınız için gitmeden mutlaka okuyunuz. Müzeyi gezmeniz yaklaşık 1.5-2 saat sürüyor.


Koçak Baklava

Taksi ile ya da yürümeyi seviyoruz derseniz Zeugma Müzesinden yürüyerek, Koçak baklavanın bir şubesine ulaşabilirsiniz. Baklava yemeden günü bitiremeyiz:) Antep’in en iyi baklavacısı, burdan hediyelik baklava almayı ihmal etmeyin. Hatta her yere kargo ile de baklava gönderiyorlar. Bütün baklavaları çok lezzetli. Kişi başı 4-5 baklavayı hüpletiyoruz. O kadar yenir mi demeyin. Şerbetsiz, bol fıstıklı müthiş bir baklava. Biz İstanbul’da kandırılıyoruz diyorsunuz. Tabakta hiç şerbet kalmıyor. Birde bol fıstıklı içi kaymaklı yaprak şöbiyetleri var ki mutlaka denenmeli. Kalbimizi burada bıraktık:) Biraz dinlenip, yorgunluk atıp, otelimize dönüyoruz.


İmam Çağdaş

Akşam yemeği için çok alternatif var:) Bayazhan ya da İmam Çağdaş’ı tercih edebilirsiniz. İmam Çağdaş konumu ve binası ile şehrin içinde en iyi restroranlardan biri. Şehrin hanlarının bulunduğu … cadde üzerinde görkemli yapısı ile etkileyici bir yapı. Ali Nazik, lahmacun, gavurdağ salatası ve Patlıcan Kebabı deniyoruz. Lahmacun ve Ali Nazik mutlaka denenmesi gerekiyor. Yine nar ekşisinin büyüleyici tadı nedeniyle, Gavurdağ salatasının suyundan eser kalmıyor:) Kişi başı 20-25 TL arası ödüyoruz. 

Tahmis Kahvesi

Şehirde bizim için en büyük eğlence kahveye gitmek:) Tarihi Tahmis Kahvesi karşılıklı 2 dükkanı ile mola vermek ve akşam takılmak için güzel bir yer. Menengiç kahvemiz eşliğinde tavla turnuvası düzenliyoruz:) Daha önce böyle bir kahve içmemişsinizdir.  Tavla oynarken, kahve sonrası zahter çayımızı da içiyoruz. Ada çayı familyasından bir ot olan zahter, adaçayı tadında.


Menengiç, antep fıstığının tohumundan yapılan bir kahve. Menengiç aslında antep fıstığı ağacının yabanisinden toplanan tohumlara deniyor. Ağacı aşılarsanız, bildiğimiz antep fıstığı yetişiyor. Aşılamazsanız, tohumları tuzsuz olarak ezerek, macun kıvamında elde edilen pelte kahve yapımında kullanılıyor.Menengiç tuz ile kavrularak, çayın yanına, kendir tohumu ve kırık leblebi ile karıştırılarak kuruyemiş olarak ikram ediliyor. 
İlk günü burada tamamlıyoruz. Müze sonrası otelde dinlenmek yerine şehir merkezini de gezebilirsiniz. 


Kurtuluş Cami

Ermeni taş oymacılığının izlerini taşıyan siyah-beyaz taşların uyumu ile ‘Surp Asdvadzadzin (Aziz Meryem Ana) Katedrali’ nin ibadete açılması ile şehrin en görkemli Camisi. Ermeni mimar Sarkis Balyan ve taş ustası Sarkis Taşçiyan tarafından inşa edilmiş. 3 tonluk çanı Brezilya’da yaşayan Hrant Köşkeryan tarafından özel olarak yapırılmış. Yapı, Ermenilerin şehri terketmesi sonrası cezaevine dönüştürülür ve yıllar sonra onarılarak ibadete açılır. Biz içeri giremedik ancak dışarıdan bile görülmesi gereken bir yapı, özellikle geceleri aydınlatması ile çok görkemli görünüyor.


Bey Mahallesi

Taş konakları ve dar sokakları ile Antepevleri olarak turizme açılan ve son yıllarda restore edilen evlerle şehrin sosyal dokusunu ve mimarisini gözler önüne seriyor. Bey Mahallesi sokaklarında gezebileceğiniz müzeler; Atatürk Müzesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi, Ali İhsan Göğüş Müzesi.


Atatürk Anı Müzesi

Kurtuluş savaşı sırasında büyük direniş gösteren Antep halkının hikayesini ve kurtuluş savaşı yıllarını anlatan müzede Atatürk’ün Antep’e geldiğinde kullandığı yatak, kahve fincanı ve bazı eserler sergileniyor. Atatürk’ün Antep ziyareti sırasında Bey Mahallesinde kaldığı bilinmekle beraber hangi evde kaldığı bilinmemektedir. 2 katlı bir konakta sergilenen eserleri gezmeniz uzun sürmüyor. Mutlaka uğrayın ve Gaziantep halkının direnişi ve savaş yıllarında yaşanan zorlukları görün.

Ali İhsan Göğüş Müzesi

Atatürk Anı Müzesi’nin karşısında yer alan Oyuncak Müzesi ile içice bir müze. Ali İhsan Göğüş Türkiye’nin ilk Turizm bakanı, sonrasında milletvekilliği de yapmış Antepli bir gazetecidir. Kendi özel eşyaları ve kütüphanesi sergileniyor. Kendi doğduğu evi bağışlayarak annesi adına Mutfak Müzesine dönüştürülmesini istemiş. “Biz Selçukluyuz, sonradan Osmanlı olduk” diyor. Müzede bir döneme ait eşyaları görmek sizi geçmişe götürüyor. Yazıları, hayatı ve sözleri ile Ali İhsan Göğüş’ü tanımak için güzel bir fırsat. 


Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi

Bir evin avlusundan geçerek, arka tarafa müzeye geçiyorsunuz. Ali İhsan Göğüş müzesi önünde mola verirken, bir adam geliyor ve müzenin kapısında bekleyen kıza soruyor;
-Ne tip oyuncaklar var içeride?-1800 lü yıllara ait oyuncaklar bulunuyor.-‘Cıncık’ var mı?-Efendim?-Bilmiyor musun? Nerelisin?-Antepliyim.-Cıncık bilmiyor musun? Bizim çocukluğumuzun oyuncağı, nasıl bilmezsin diyor.-Buralıyım ama hiç duymadım diyor kız.

Sonra müzeye girip her yerde Cıncık arıyoruz:) Nedir bu cıncık:) Meğer miskete Cıncık diyorlarmış. Sonradan öğrendim ki Anadolu’da parlak cam eşyalar ve hatta renkli gözler için kullanılan bir sıfatmış! Cıncık gözlü kullanılan bir tabirmiş:)

Çocukluğumuza dönüp, Almanya, Amerika ve Dünya’nın farklı yerlerinden getirilen dönemin oyuncaklarını görünce sevinerek, inceliyoruz. Hepimize ait anılar bir köşede öylece yıllara meydan okuyor. Çok eğlenerek gezdiğimiz müzeydi. Mutlaka uğrayın.


Papirüs Cafe

Şehrin en etkilendiğim köşesi. Kocaman bir konağın avlusuna giriyorsunuz ve hava soğuk olduğu için avluda kimse yok, evin kapısına yönleniyoruz. Birbirinden geçilerek geçiş yapılan odalar, ortada yanan sobanın sıcaklığı ile karşılaşıyorsunuz. Müze gezmenin yorgunluğu bir kahve ile çıkar, Antep’te iseniz bir menengiç kahvesi içilir. Kahveler bitince avluda fotoğraf çekiliyoruz. Avluda karşılıklı iki tane ev var. Karşı konak olduğu gibi korunuyor. ‘Kara Nazaryan’ ailesine ait bu taş konak, yıkılmak üzere ama bütün ihtişamı ile sizi büyülüyor. Odalarındaki resimler ve işlemeler duruyor. Üç oda bir antreye açılıyor ve burasıda kocaman bir balkona çıkıyor. Şimdi sarmaşıklarla kaplı avluya yukarıdan bakıyorsunuz. Ahşap işlemeli kapıları kocaman camları ile bir süre konakta zaman geçiriyoruz. Odanın biri daha düzenli ve orada gelin-damat fotoğrafları çekiliyordu. Diğer oda neredeyse çatısı çökecek durumda, ortada bir sandalye ve masada bir kitap vardı. Kitabı açıyorum, elektronlar, atomlar, avogadro sayısı ile karşılaşıyorum. Bir Kimya Mühendisi olarak, bu konakta kendime dair izler bulunca seviniyorum. Aidiyet hissi, mekan da yaşama dair parçalar bulmak huzur verdi. Bir parçacımızı bizde konakta bırakarak ayrılıyoruz.




Bey Mahallesi Sokakları

Ermeni evlerinin, taş konakların bulunduğu hali hazırda her yerde restorasyonların devam ettiği sokaklarda biraz yürüyoruz, burası hem yokuş hem de uzun taş duvarlardan konakları görmeniz biraz zor. Çoğu otel ya da Cafe ye dönüştürülmüş. Evlerin birçoğunun altında geniş mağaralar var. Buralarda yiyeceklerin saklandığı kocaman küpler bulunuyormuş. Mimari oldukça etkileyici ve şaşırtıcı.


Gümrük Han - Tarihi Yenihan (Kaleoğlu Mağarası) - Zincirli Bedesten

İmam Çağdaş’ın bulunduğu Gümrük caddesi üzerinde birkaç tane Han ve Bedesten bulunuyor. Gümrük caddesi şehrin çarşılarını kaleye bağlıyor. Bütün Hanların avlusuna masalar kuruluyor ve çay-kahve, nargile içip, bir şeyler atıştırabilirsiniz. 

Gümrük Han

Hanlar arasında daha ufak ve derli toplu olanı, bahçesinde çift renk köpük yapan bir cafe var. Mola vermek için güzel bir alternatif olabilir.

Millet Han

Gümrük Cad. üzerinde Gaziantep Kalesine doğru ilerlerken, hanlar arasında en hareketli olanına denk geliyoruz. İçeride çiğ köfte servisi ve canlı müzik başlamış. Pazar öğleden sonra Kapıdaki çocuk menengiç kahvesi yapıyor. Bize anlatmaya başlıyor, yanında menengiçin macum kıvamında çekilmiş hali var, közde süt ısındıkça menengiçi yavaş yavaş ekliyor. Menengiç kahvesi yapmayı yol üzerinde öğreniyoruz.

Tarihi Yenihan (Kaleoğlu Mağarası)

Kocaman bir Han, Kaleoğlu mağarasına hanın içinde bulunan bir cafeden geçerek inebiliyorsunuz. Mağara tamamen cafeye çevrilerek, sedirler kurulmuş. Ancak nemli ve kapalı bir alan olduğu için Astımı olanlara pek uygun bir yer değil. Bakıp çıkabilirsiniz. 


Zincirli Bedesten

Halk arasında Kara Basamak Bedesteni olarak bilinen zamanında sebze-meyve hali olarak planlanan L şeklindeki kapalı çarşı. İçeride baharatçılar, bakırcılar, ahşap oyuncaklar bulabilirsiniz. Özellikle zeka geliştirici ahşap oyuncak dükkanı, bedestende ilgi topluyor. 


Bakırcılar Çarşısı

Zincirli Bedestenin 3 kapısı var, alt taraftan çıkınca Bakırcılar Çarşısı ile birleşiyor. Bakırcıların yan yana sıralandığı, gözünüzün alabildiğine bakır eşyaların süslediği bir sokak. Hanlar öyle içiçe geçmiş ki buradan başka hanlara bağlanabilirsiniz. Bakırcıları gezerek, işlemeleri ve oymaları inceliyoruz. Burada Han’ın sonunda dükkanın önünde Menengiç çeken bir yer bularak, taze çekilmiş pekmez kıvamında menengiç alıyoruz. 

Menengiç genelde toz halinde satılıyor. Toz formu süt tozu ile birleştirilerek, fabrikasyon bir işlem ile elde ediliyor. Asıl Antep’te içtikleriniz süt ve macun kıvamında çekilen Menengiçten yapılıyor. Menengiç tohumu makinelerde ezilerek, yağı çıkartılıyor ve pekmez kıvamında macun elde ediliyor. Cezvede ısıtılan sütün içinde kaşık kaşık alınarak eritilerek pişiriliyor. Menengiç az olmaması lazım, kıvamını ayarlamanız gerekiyor. Süt ile birleşen kavruk fıstık tadını çok seviceksiniz.
Yemen’den Halep’e oradan ustaların babadan oğula aktarılan el işçiliği ile günümüze kadar yemeni üretimi devam etmiş. Rengarenk, model model deri yemeniler hemen  gözünüze çarpıcak. Önceden deri renginde üretilen yemeniler günümüzde rengarenk farklı modellerde üretiliyor. Yemenici Hayri Usta, Hollywood filmlerine bile Gaziantep’ten yemeni gönderen bir zanaatkar.  


Almacı Pazarı

Baharatçıların ve Güllüoğlu’nun ilk minicik dükkanının olduğu her yerde kuru patlıcan, kabakların sallandığı rengarenk bir han. Buradan ipek kırmızı pul biber alabilirsiniz. Patlıcan, kabak, biber kurusu almak içinde iyi bir yer.

Hamam Müzesi

Hamam kültüründen uzak büyüyen, evde bol su ile yıkanmayı seven bir nesil için Hamam kültürüne tanık olmak ve geçmişe gitmek ilgimi çekiyor. Hamam adetleri, kullanılan eşyalar, odalar ve hamam muhabbetleri ile dönemi yaşıyorsunuz. 

‘Berberin Solumazı,Tellağın Terlemezi,Kahvecinin Söylemezi..’

Emine Göğüş Mutfak Müzesi

Ali İhsan Göğüş doğduğu evi belediyeye bağışlayarak, müzeye dönüştürülmesini istiyor. Antep’in mutfak kültürü ve sofraları ile karşılaşıyorsunuz. Evlerde mutfak bahçede yer alıyor. Bakır kaplar, sahanlar arasında Antep lezzetlerini tanıyorsunuz. Kısa sürede gezebileceğiniz bir müze.


Medusa Cam Etnografya Müzesi

Bir konak içine kurulan müzede MÖ. ye ait cam eserler, tanrıça heykelleri sergileniyor. Medusa heykellerinin yanı sıra, ilk çağlara ait taştan bebek arabaları heykellerini görebilirsiniz. Medusa, Yunan mitolojisinde dişi yeraltı canavarı. Müze girişi 4 TL.

Antep Kalesi

Kaleyi gezecek halimiz kalmadığından etrafında tur atarak, kaleyi seyrediyoruz. Kalenin etrafında bakırcılar, yemeniciler ve gümüşçüler var. Buraları Cumartesi günü gezmenizi tavsiye ederim, Pazar günü birçok dükkan kapalıydı.


Zeytin Han

İklim sebebi ile Kasım ayında hala sokaklarda çeşit çeşit zeytin satılıyordu. Özellikle Kalenin çevresinde kasa kasa zeytinler hazırlanmak için bekliyordu. Zeytin Han, kalenin karşısında baharattan sabuna, kuru gıdaların hepsi paketlenerek satıldığından güvenle alışveriş yapabilirsiniz. Aslında mağaza diyebiliriz. Kendi çektikleri özel kahveler için ayrı bir bölüm oluşturmuşlar. Nar ekşisini mutlaka tadın. Baharat ve kuru dolmalıkları buradan alıyoruz.


MSM

Antep’te yöresel yemekler denemek istiyorsanız buraya mutlaka gidin. Antep mutfağının tatlı-ekşi meyveli yemekleri, kuru dolmaları ile birbirinden lezzetli yemeklerini deneyebilirsiniz. Restoran, oldukça görkemli ve fiyat-mekan karşılaştırmasına bakarsanız, fiyatlar uygun kalıyor. Tadım menülerinin yanı sıra, ayrı olarak da sipariş verebilirsiniz. 
Son akşam elimizde alış-veriş torbaları ve çantalarımızda gidince pek hoş olmasa da, Antep’te yediğimiz en iyi yemekler diyebilirim. Taksici bizi getiren taksicinin Mutfak Şeysi dediği bu güzel mekanda neler yedik;
  • Tadım dolma tabağı; kuru patlıcan,kabak,acur, domates dolması, sarma
  • Ekşili köfte, kuzu eti ve bulgur köfteleri
  • Ayvalı Taraklık, kuzu pirzola, ayvalarla pişirilmiş.
  • Astarlı sütlaç, şekersiz muhallebi üzerine, zerde ile yapılmış bir sos ve tatlanması için meyvelerle servis ediliyor.
  • Gavurdağ salatası, taze yeşil ceviz ile servis edilmişti, bu mevsimde taze ceviz beni şaşırtsada, tadına bayıldım.

4 kişi ortaya söylediğimiz yemeklere 100 TL ödüyoruz.

Gaziantep'ten Yapmadan Dönmeyin..
  • Antep mutfağının eşsiz lezzetlerini tatmadan,
  • Baklavaya doymadan, 
  • Menengiç kahvesi ve zahter çayı içmeden,
  • Tahmis kahvesinde eski kahve kültürünü yaşamadan,
  • Bey Mahallesi sokaklarında tarihe yolculuk yapmadan,
  • Şehirdeki müzeleri, hanları, hamamları gezmeden,
  • Beyran ın tadına bakmadan, 
  • Mozik müzesinde devasal mozaikleri görmeden,
  • Sevdiklerinize baklava almadan,
  • Kendinize bir çift yemeni hediye etmeden,
  • Vaktiniz var ise Antik kentleri gezerek,
  • Fırat Nehrinde tekne turu yapmadan...



Antep Mutfağı Nerede-Neler Yenir?


  • Baklava, Antep’te ne yenir sorusunun bir sürü cevabı varken, baklava önceliği hakediyor. Şehirde her yemek yediğimiz yerde ve baklava denemesi yaparak, en güzel baklavanın peşinde koştuk. Unutamadığımız 2 lezzet var

Halil Usta’nın havuç baklavası ve Koçak’ın kare ve kaymaklı-yaprak şöbiyeti.. Hediyelik baklava almayı planlıyorsanız mutlaka Koçak’tan alın derim. 
  • Katmer, Zekeriya Usta’nın katmeri incecik hamura arasında fıstık şöleni gibi.. Antep’te bol fıstık, az şeker var.
  • Kebap, yemek istiyorsanız adres çok. Yolunuzun düştüğü, karınızın acıktığı her yerde, kebap yemek lazım. Halil Usta, İmam Çağdaş oldukça iyi adresler. Halil Usta da yediğiniz etleri başka bir yerde yiyemeyebilirsiniz. Et olarak neler mi var; küşleme, simit kebabı, baharatlı/baharatsız kıyma, kısabel..
  • Ali Nazik, İmam Çağdaş’ta yediğimiz unutulmaz tatlardan. İstanbul’da ali nazik yemediğimizi söyleyebilirim.
  • Lahmacun, biz kırmızı bol domatesli lahmacunlara alışık iken, orada kıymalı-maydanozlu çıtır lahmacunu mutlaka deneyin.
  • Beyran, sarımsak, pilav,et,et suyu ile yapılan, öğlene kadar servis edilen taneli bir çorba. Metanet ya da Zekariya Usta da yiyebilirsiniz.
  • Gavurdağ salatası, evet salata.. Antep’in nar ekşisi, cevizinden mi bilinmez, salatayı kaşık kaşık yedikten sonra suyunu tabakta bırakamazsınız.
  • Antep Fıstığı, almadan dönmeyelim diyorsanız toptancıları tercih edebilirsiniz. Tahmis Kahvesinin ilerisinde solda toptancılar var. Çeşit çeşit antep fıstığı bulabilirsiniz. Gittiğiniz yılın hasatından alın, yoksa İstanbul'un nemli koşullarında saklayamayabilirsiniz. Bozdemir Ticaretten kilo kilo, kalan paramızı fıstığa yatırdık. Kredi kartı böyle ufak üreticelerde geçmiyor. Yanınızda mutlaka nakit taşıyın. 
  • Antep mutfağının; ayvalı taraklık, ekşili köfte, astarlı sütlaç, dolma denemek isterseniz adres MSM (Mutfak Sanatları Merkezi).


Gaziantep’ten Neler Alınır? 
  • Antep Fıstığı
  • Zahter otu
  • Yemeni
  • İpek pul biber
  • Bakır süslemeler ve eşyalar
  • Menengiç kahvesi
  • Baharat, kurutulmuş kabak, patlıcan, biber, domates



Gaziantep Müzeleri
  • Zeugma Müzesi
  • Atatürk Anı Müzesi
  • Ali İhsan Göğüş Müzesi
  • Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi
  • Hamam Müzesi
  • Savaş Müzesi
  • Emine Göğüş Mutfak Müzesi
  • Medusa Cam Eserler Müzesi
Gaziantep Hanları
  • Zincirli Bedesten
  • Bakırcılar Çarşısı
  • Almacı Pazarı
  • Gümrük Han - Tarihi Yenihan (Kaleoğlu Mağarası) 
  • Zincirli Bedesten
  • Zeytin Han
  • Bayazhan

Gaziantep Kastelleri


Gaziantep müzeleri, hanları, hamamları, çarşıları ve yemekleri ile geçmişten günümüze Anadolu topraklarını yakından tanımanızı sağlıyor. 
Şehrin ortasından geçen dereye karşı Gaziantep’te evlerde su sıkıntısı yaşanyormuş. Evlerde yıkanamayan halk için hamamlar kurulsa da evlerin ihtiyacı birşekilde karşılanmalıydı. Yer altı sularının kullanımı için mağaramsı yapılar, Kastel ler oluşturulmuştur. Dinlenme, abdest alma, çamaşır yıkanma amaçlı kullanılan Kasteller şehrin önemli yapılarından. Ayrıca yeraltı suları livas adı verilen kanallar ile toplanarak, evlere su dağıtımı yapılmaktaymış. Gezebileceğiniz Kasteller;

  • Şeyh Fethullah Kasteli
  • İhsan Bey Mescidi ve Kasteli
  • Pişirici Mescidi ve Kasteli
  • İmam-ı Gazali Kasteli
  • Ahmet Çelebi Kasteli
  • Kozluca Kasteli

Gaziantep'te 2 günden fazla kalmayı planlıyorsanız, Fırat Nehri üzerinde tekne turu yaparak Rumkale'nin eşsiz doğa güzelliğini ve tarihi köyü mutlaka görün. Fırat'ın Altın Gerdanlığı birçok döneme tanıklık etmiş. Dülük antik kentini, Belkıs köyündeki kazı çalışma alanını ziyaret edebilirsiniz. 

Belkıs Köyü
''Gaziantep İli, Nizip ilçesinin . doğusunda, Birecik Baraj gölünün kıyısında, yeni Belkıs köyünün yakınında yedi tepe üzerine kurulmuş antik bir kenttir. Yaklaşık olarak 21 bir dekarlık bir arazi üzerinde yer almaktadır.''* 
Rumkale
Fırat nehri üzerinde sarp kayalarla çevrili yüksek bir tepeye kurulan köy, şimdilerde üç tarafı baraj gölü ile çevrelenmiştir. Gaziantep şehir merkezinden 65 km uzaklıktadır. 
 ''Rumkale'ye ulaşım için iki güzergâh bulunmaktadır. Birinci güzergah, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinden doğuya doğru yaklaşık olarak . gidilince kasaba köyünün güney eteğindeki Rumkale'nin karşı kıyısına ulaşılır. Rumkale'ye geçmek için Kasaba köylülerine ait küçük balıkçı teknelerini ve Gaziantep Valiliğine ait tekneyi kullanmamız gerekmektedir.
  İkinci güzergah ise, Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesi olup, ilçeden teknelerle kaleye ulaşım sağlanır. Her ne şekilde giderseniz hafızalarınızda yıllarca unutamayacağınız güzelliklerle birlikte geri dönersiniz.'' **
* Detaylı bilgi için tıklayınız.
**Detaylı bilgi için tıklayınız. 
Aralık, 2017

Colmar-Strazburg Alsace Şarap Rotası - Beyaz Leyleklerin, Üzüm Bağlarının Masalsı Köyleri


Beyaz leyleklerin evlerin bacalarına, kilise çatılarına, şehir girişlerindeki saat kulelerine yuva yaptığı, rengarenk evlerin bulunduğu Colmar ve çevresindeki masal köyleri insanı büyülüyor. Göz alabildiğine üzüm bağlarıyla çevrelenmiş bu köylerden ayrılmak istemeyeceksiniz. Sene boyunca yapılan kutlamalara göre evler ve sokaklar süsleniyor. Yaratıcı ve üretken insanların, sokakları, evlerini süsleyerek festival tadında seyirlik hayatlar sunduğu köyler. Fransa'nın güneyindeki Lavanta kokulu köylerden sonra tart kokulu, şarap rotası unutulmaz anılar yaşattı.

Fransa'nın güney doğusunda yer alan bu bölge, Almanya sınırında yer almaktadır. 1871-1945 yılları arasındaki 84 yıllık kısa sürede bu bölge Almaya-Fransa arasında 4 defa el değiştirmiş. Köy isimlerinin hala Almanca olduğu, Alman mimarisinin Alsace özel mutfağı ile harmanlanmasıyla kültürel bir çorba. Vosges dağları eteğinde kuzey-guney yonunde uzanan bir patchwork çalışması. Sıcak iklimi, kireç taşı-kalker gibi volkanik toprak yapısı ile birbirinden lezzetli üzümler ile senelerdir şarap üretimi yapılıyor. Alsace şarapları Fransız-Alman şaraplarından farklı olarak çiçekli, tatlı bir notaya sahip. Alsace mutfağı ve şarapları hakkındaki detaylı yazıyı okuyabilirsiniz.

 

Colmar - Strazburg Arası Ulaşım

Birbirine yakın bu köyleri gezebilmek için ya bisiklet ya da arabaya ihtiyacınız var. İstediğiniz duraklarda durabilmek ve rahat hareket edebilmek için en iyi tercih araç. Bahar aylarında rotayı bisiklet ile gezmekte keyifli olabilir. Fransa'da otomatik vites araç kiralamak pek mümkün değil. Çok az sayıdaki otomatik araç kiralamakta pahalıya mal oluyor Biz 8 günlüğüne Avisten 210 euro ya Citroen C3 kiraladık. Arabaya full ya da yarım sigorta yaptırırsanız üzerine 50-90 euro eklemelisiniz. Fransa'nın tamamı döner kavşaklardan oluşuyor:) Her şehir, köy yuvarlak halka içinde ulaşım yolları tasarlanarak, yol ayrımları yapılmaktadır. Kavşakta biri varsa, o araç çıkana kadar siz giremiyorsunuz:) Bir diğer önemli kural döneceğiniz yöne göre yolda şerit değiştirmek ve orada beklemek. Son olarak genellikle otoparklar ücretli. 'Payant' olarak geçen ücretli noktalara aracınızı park edince, en yakındaki otomata plakanızı girerek o noktada park edeceğiniz saate göre ödeme yapıp, araç camına bırakmanız gerekiyor. Sabah 09:00-19:00 saatleri arası park etmek ücretli, geceleri ise ödeme yapmak zorunda değilsiniz. Bu kurallar dahilin de rahatça araç kiralayabilirsiniz. Bu rotayı 1 depo benzin ile tamamlamak mümkün.


Bu rotaya en yakın ulaşım Mulhouse havalimanından. Uygun bilet bulamazsanız, Franfurt ya da Stuttgart'an araç kiralayarak biraz daha fazla yol yaparak, rotayı takip edebilirsiniz. Mulhouse havalimanı Almanya-Fransa ve İsviçre'ye çıkışı olan ufak bir havalimanı. Mulhouse Havalimanından Fransa çıkışından çıkarak, araç kiralayabilirsiniz. Colmar buradan yaklaşık yarım saat uzaklıkta. 


Colmar-Strazburg Ne Zaman Gidilmeli?

Masal köylerinde gezerken size çiçekler, yemyeşil bağlar eşlik etsin isterseniz Nisan-Kasım arasında ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Biz soğuk Mart günlerinde arada açan kış güneşi eşliğinde gezdik. Yeşermeye hazır, itinayla düzenlenmiş bağları ile yine de çok keyif aldık. Sokaklar öyle renkli ki, daha da renklendiğinde cıvıl cıvıl festival tadında sokaklar sizi bekler:) Ayrıca bu bölge Chiristmas Market leri ile Aralık ayinda cıvıl cıvıl ışıklandırma ve süslemeleriyle ayrı bir havaya bürünüyor. Özellikle rotadaki Strazburg'a Avrupa'nın en büyük Christmas Marketler ı kuruluyor. 

Mutlu insanların yaşadığı festival tadındaki rotada insanlar her daim kutlayacak birşeyler buluyor. Mart ayında baharın gelişi ve Paskalya için bütün köyler süslenirken, baharın gelmesi ile rengarenk çiçekler ve yeşeren bağlarıyla doğal bir tabloya dönüşüyor. Üzümlerin olgunlaşması ile Kasım sonunda yapılan Hasat Kutlaması hazırlıkarı heryeri şenlendiriyor. Kışın gelmesiyle bağların dökülen yaprakları kuruyan dalları köylere hüzün getirmiyor tabiki, yılın en renkli, ışıklı dönemi başlıyor, yeni yıl zamanı. Bembeyaz kar kaplanmış köylerde, rengarenk süslemeler çiçeklerin yerini alırken, yeni bir festival dönemi başlıyor. Hayat her zaman güzeldir, yeter ki yaşamayı bilelim..


Colmar-Strazburg Şarap Rotasındaki Köyler

Fransa'nın en ünlü şarap rotası resimsel manzaraları, mimarisi, mutfağı ve kültürüyle insanı büyülüyor. Rengarenk evlerin size sunduğu çoşkuyla çocuklar gibi şen hissederek, sokaklarda hoplayıp zıplayarak gezmek istiyorsunuz. 170 km ve 103 köyden oluşan bu rotada nesillerdir şarap üreten üreticilerle tanışarak, üzümler ve şaraplar hakkında bilgi alabilirsiniz. Yerel üreticiler bizzat kendi bahçelerinde size şarap tadımı yaptırıyorlar. 103 köyün tamamını gezmek pek mümkün değil, Mulhouse sonrasında şarap rotasını izlediğinizde birçok köyün ve bağın içinden geçerek, bazılarına uğramadan devam edebilirsiniz. Büyük köylerde mola vererek, kısa bir şehir turu ve şarap tadımı ile yolunuza devam edebilirsiniz. Rotanın en iyi şarap üreticileri ve en güzel köyleri Colmar ve çevresinde yer almaktadır.  Bu bölgeye bolca vakit ayırmanızı, bir günde Strazburg a giderken, yol üzerindeki diğer köyleri gezmenizi tavsiye ederim. Rota boyunca güneyden kuzeye gezebileceğiniz köyler; Thann, Guebwiller, Eguisheim, Colmar, Turckheim, Kaysersberg, Riquewihr, Ribeauville, Dambach La Ville, Barr, Obernai, Molsheim, Marlenheim ve Strasbourg.

Biz rotadaki bütün köyleri gezmek yerine vaktimiz yettiğince Colmar çevresini gezerek, Strazburg a giderken birkaç köye uğrayarak tamamladık. Sevdiğimiz köyler hakkında detaylı bilgiler aşağıda:)


EGUISHEIM

Rotanın tartışmasız en ilginç ve eşsiz köyü. Bir daire şeklinde tasarlanmış köye girdiğinizde, kafanızı sola çevirdiğiniz an o eşsiz fotoğraflardaki sokağın ortasına uzanan evi hemen farkediyorsunuz. Güneş henüz yerdeki karları eritmemişken, arnavut kaldırımlı rengarenk sokağa gelince tanıdık bir yüz bulmuş gibi seviniyorum. Rengarenk evlerin sıralandığı yolun sağ tarafındaki hediyelik eşya dükkanın ilerisinde yer alan bisikler kiralama noktasının kapısındaki güzel bisiklete atlayıp, bütün köyü gezmek istiyorum. Sol taraftaki yoldan köyü keşfetmeye başlayınca, bazı noktalarda dikkat buraya yeniden geliceksiniz uyarıları var:) Önce anlamıyorsunuz sonra ee biz burdan geçtik derken, bir anda yön duygunuzu kaybedip, zamanda kayboluyorsunuz:) Kısa sürüyor;) Köy merkezindeki su fiskıyesi ve kilise yi takip ederseniz, sizi kalplerle dolu bir hediyelik eşya dükkanına ve ardından köşedeki fırına çıkaracaktır. Alsace bölgesinin fırınları çok meşhur, kedi gibi hepsinin camına istemeden yapışıyorsunuz:)

Dönme dolapta dönermişçesine süslü sokaklarda defalarca yürümek ve kaybolmak hissinden kendimizi alıkoyarak köyü terkediyoruz. Köy girişinde Wolfberger şarap üreticisine ait kocaman bir bar ve mağaza var. İçerisi milyonlarca şişeyle dolu:)


COLMAR

Rotanın kalbine hoşgeldiniz:) Burası küçük Venice, renkli sokakları, ufak nehri ile masallara konu olabilecek güzellikte bir kasaba. Pazar günü sabah güneşi Saint Martin Kilisesinin hemen yanındaki ufak meydana vururken, Fransızların en büyük keyfi, güneşi kaçırmadan kahvelerini yudumlamak. Jüpiler ve L'Amandine Cafeleri bu meydan da karşılıklı sabah kahvenizi yudumlayabileceğiniz alternatifler. Sabah kahvesi ve kruvasan ile gazete keyfi güzel olmazmıydı.. Kilisede sabah ayininden yükselen ilahi sesleri dışarıya gelerek ortamın atmosferini değiştiriyor. Kilisenin yeşil desenli çatasında güneş dans ederken, kilisenin oymaları kolonlarından geçerek kilisenin etrafında dolaşabilirsiniz. 

Karşıdaki binanın oymalı duvarlarından geçince şehrin en güzel caddesine geliyorsunuz. Tam karşınıza şehrin en şirin pastahanesi çıkıcak 'Au Croissant Dore' yaşlı bir çiftin işlettiği cafenin vitrinde birbirinden güzel fransız tatlıları ve makaronlar duruken, diğer camı yıllara şahitlik eden porselen sürahiler süslüyor. İçeride öyle tatlı bir teyze var ki, sabahları harika kruvasanlarını ikram ederken öğlen sıcak tartlarından hazırlıyor. Kadının enerjisi, bu yaştaki çalışma azmi ve gözlerimin içine bakarak sipariş almasını unutmayacağım. Tarte Tropezienne, Kruvasan ve Makaron deneyerek Fransız mutfağının tadını çıkarttık. 


Bortholdi Museum, Pfister House un ve hediyelik eşya dükkanlarının arasından geçerek, Koifhus binasına varıyorsunuz ve Colmar'ın ikinci büyüleyici noktası. Place de l'Ancienne Douane ufak nehir kenarında restoranların masa attığı, nehir parmaklıklarını çiçeklerin süslediği rengarenk bir sokak. Sol tarafta yola masa atmş restoranlarda güneşli günün keyfini çıkarabilirsiniz ya da sağdan uzaktan bile fark edilen rengarenk süslü binaya doğru yürüdüğünüzde caddenin bitiminde sağda şehrin kapalı yerel pazarı Marche Couvert i ziyaret edebilirsiniz. Pazar günü balkonunda şarap yudumlayan insanları görüceksiniz.

Sağa döndüğünüzde Petit Venice büyüleyici manzarasıyla karşınızda. Bu civarda birşeyler atıştırarak ya da kanal turu yaparak bu büyüleyici semtin keyfini çıkarabilirsiniz. Kanal turu sırasında çevre hakkında detaylı bilgi alarak, evlerin simgelerini ve yaşam hakkında küçük tüyolar alabilirsiniz. Kısa bir tur, huzurun içinde bir yolculuk. Her yerinden renkler, çiçekler fışkıran, gökkuşağı sokakların arasında ruhunuz dans ediyor.


Colmar Gezilecek Yerler

Yarı ahşap Colmar evlerinin rengarenk olması yıllardır süre gelen Protestan ve Katoliklerin evlerini farklı renklere boyamasından kaynaklanıyor. Evlerin panjurlarında da kalp ya da üç çizgi şeklinde gördüğünüz desenlerde, yine sembolik bir durum. Evlenmek isteyen kadınlar en panjurlarına kalp yaptırırken, dini simge olarak yan yana üç çizgi baba-oğul-kutsal ruhu temsil etmektedir.

1. Unter den Linden Museum
Manastır olarak inşa edilen binanın içinde Monet, Picasso gibi ünlü ressamlarının eserlerinin yanı sıra bölgeye ait arkeolojik objeler ve dekoratif eşyalar sergileniyor.
Müze giriş ücreti:13 euro

2. Bartholdi Museum
Amerika'daki Özgürlük Heykelinin tasarımcısı Frederic Aguste Bartholdi Colmar doğumlu. Şehrin girişinde Özgürlük heykelinin bir kopyası bulunuyor Müzede Bartholdi nin çizimleri ve gerçek boyutunun anlaşılması için Özgürlük Heykelinin kulağı yer almaktadır. Fransa'da yapılarak, parçalara ayrılan ve New York'ta bütün heybeti ile duran heykel aslında bu sevimli kasabadan çıkmış. 
Müzeye giriş ücreti: 6.5 euro

 

3. Maison Pfister House
Bölgedeki Rönesansın ilk örneklerinden olan bu ev zengin şapkacı Ludwig Scherer için tasarlanmıştır. Değişik mimarisi ve ön yüzündeki süslemeler Germen İmpatorluğunu yansıtırken, evin ismi burada yaşayan aileden gelmektedir. 

4. Cathedral Saint Martin
1235 yılında Alsace bölgesinin Gotik mimarisine sahip, kasabanın gösterişli kilisesinin kulesi yangında zarar görünce, yeni yapılan kule çan kulesi olarak yeniden inşa edilmiş.

5. Covered Market-Nouveau Marche Couvert
Yerel ürünlerin satıldığı sebze-meyve hali, aslında kapalı bir semt pazarı. Kanala açılan kısmında Pazar günü insanlar oturarak kanalı izliyorlar.

6. Tanner's District
Eski tabakhane bölgesi olarak bilinen bu sokakta şimdilerde restoranlar yer almaktadır. Farklı mimariye sahip yüksek tavanlı evlerin üst katlarında deriler kurutulmaktaymış.

7. Petit Venice Kanal Turu
Rehberli kanal turuna mavi bir binanın sokak arasından geçerek başladık. Kanal turu Colmar ın zenginlerinin yaşadığı milyon dolarlık evlerin kenarından başlayarak Marche Couvert te son bulmaktadır. Kanal boyunca evlerin ve Colmar ın hikayesini dinlemek ve tertemiz kanalın suyunda huzuru dinlemek çok keyifli. 25 dk süren bu kanal turunda Colmar'ın renkli evleri ve çiçekleri arasında süzülüyorsunuz.
Kişi başı 6 euro.



8. Koifhus -  Ancienne Douane
Grand Rue ve Grand Marchands ın bileşme noktasına kurulan gümrük ofisi, günümüzde Alsace bölgesine ait el sanatları ürünleri ve kostümler sergilenen bir yapı. 

9. Eco Museum
Maden ocakları çökünce zararlı mineraller yüzeye çıkıyor ve çevre insan sağlığına zararlı bir hale geliyor. Terkedilen bölge, yıllar sonra yeniden yeşillendirilerek gönüllüler tarafından köy yeniden hayata döndürülüyor. UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan bu açıkhava müzesi kış aylarında kapalı. 


COLMAR MUTFAĞI

Alsace mutfağı hakkında detaylı bilgi için Alsace Mutfağı yazısını okuyunuz.

Jadis et Gourmand 
Camları oyuncak ayılarla süslü çok sempatik bir cafe. Öğle ve akşam yemeği için tercih edilebilir. Wolfberger şaraplarını ve Tarte Flambee bulabileceğiniz bu restoranı çok seveceksiniz.



Au Croissant Dore
Sabah kahvaltıda kruvasan, aralarda tatlı (macaron, Tarte Tropezienne tadılabilir.), tarte flambee ve kişlerini deneyebilirsiniz.

Maison Alsacienne de Biscuiterie
Şehirdeki en güzel pastahanelerden biri. Petit Venice ve şehir girişinde 2 şubeleri var. Özellikle bölgeye özgü Kugelhopf, Riquewihr Macaron lar mutlaka denenmeli.

La Maison du Fromage of the Valley of Munster - Peynir Dükkanı
Colmar yakınında bulunan bu peynirciye mutalaka uğrayın. Peynir almak istiyorsanız yerel ve güzel bir adres.

Ferber Maurice - Reçel Evi
Colmar yakınındaki Niedermorschwihr köyündeki bu ufak dükkanda Alsace meyvelerinden üretilen reçeller satılıyor. Christine Feber  etiketiyle satılan bu reçelleri şehir merkezindeki hediyelik eşya dükkanlarında bulabileceğiniz gibi kendi mağazasını da ziyaret ederek, reçellerini tadabilirsiniz. Reçel evinin bulunduğu minik köy, reçeller kadar ziyaret edilmeye değer.

Wine Cellar Ingersheim 
Reçel dükkanından dönerken, Colmar yakınındaki Ingersheim köyünden geçerken, bu bölgedeki şarap üreticisine uğrayabilirsiniz.

 

KAYSERSBERG

Rotanın en yaratıcı köyü. Köydeki evler, birbirinden farklı hediyelik eşya ve antika dükkanlarını gezerken, sıcak kanlı insanlarla hemen iletişim kurabiliyorsunuz. Birçok köyde olduğu gibi bu köyde de 2 Michelin yıldızlı restorant var. Tepesinde leyleklerin yuva yaptığı saat kulesinden köye girince, rengarenk evler ve restoranlar sizi karşılıyor. Meydanın karşısından geçip arka tarafa geçtiğiniz ise sizi bağlar bekliyor.. Meydanın sağına ilerlediğinizde, bir kaç güzel dükkan sonrasında köyün sonuna geliyorsunuz.

Diğer tarafa uzanan yol ise sürprizle dolu. Hareketli, cvıl cıvıl bir köy. İnsanları, evleri, süslemeleri ile diğer köylerden farklı ve yaratıcı. Sokaklarında gezerken bir yerden serinlik geldiğini hissediyoruz. Aradan arka sokağa geçince köyden geçen nehri görüyoruz. Rengarenk evlerin arasından gürül gürül akıyor. Termosumuzdaki çayları fincanlara koyup taş köprünün üzerinden köyü seyrediyoruz. Derken köşedeki sergiyi farkediyoruz. Cıvıl cıvıl rengarenk fotoğrafların arasında işini heyecanla anlatan bir kadınla tanışıyoruz. Sanatçı bu güzel köyde hayal ettiği kahramanları önce çiziyor, sonra her bir karakterin heykellerini yaparak onları hayata geçiriyor. Sonra hayallerindeki renk tonlarında fonlar hazırlayarak, bu kahramanları gerçekmiş gibi fotoğraflıyor. Bütün karakterler ve renkler fotoğraflardan fırlayacakmış gibi.. Heykeli fotoğrafının altında duran çekirgeyi anlatıyor bize, karakterleri kadar renkli bir kadın. 



Köyün içinde PATTYeries adında çeşit çeşit boy boy kurabiye kalıpları bulabileceğiniz bir dükkan var. Mutfakla aranız iyi ise birçok yerde bulamayacağınız boy ve desende kurabiye kalıbı alabilirsiniz.

Camlarındaki antika tabak ve fincanlara hayran kalarak, ev görünümündeki bu antikacının içini gezmelisiniz. Desen desen tabaklar, fincanlar, antika eşyalar arasında geçmişe gidiyorsunuz. 'Le Grenier Enchante' isimli bu dükkanı mutlaka ziyaret edin. 




Kaysersberg çevresinde şarap tadımı yapabileceğiniz yerel üreticiler bulabilirsiniz. 
Köy yolu üzerindeki Domine Weinbach - Famille Faller ait şarap evini ziyaret ederek, şarap mahzenlerini gezerek (cave), bölgenin üzümleri hakkında bilgi alabilirsiniz. 

Köy çıkışında yol üzerinde Grand Rue caddesinde ufak bir yerleşim var. Minicik, şirin bir yerleşim.. Domine Paul Blanck adında kocaman bir şarap üreticisi var. Kendisini eve bulamayınca Vin D'Alsace Andre Blanck şarap üreticisini ziyaret ediyoruz. Kocaman evin bahçesine girince, balkondan bir beyfendi bize sesleniyor ve geliyor. Mahzenlerini gezerek, yıllardır üretim yapan bu ailenin yerel şaraplarını tadarak, Alsace bölgesine özel beyaz üzümlerin farklılıklarını anlayabilirsiniz. 


RIQUEWIHR

Orta çağdan kalma bu ufak köy, dağın sırtına konumlanarak, bütün üzüm bağlarını tepeden izliyor. Bütün köyler savaştan korunmak amacıyla surlarla çevrelenmiş ve köye açılan Hotel De Ville nin altından köye giriş yaptığınızda, yolun sonunda uzanan 25 m lik Hoher Turm dikkatinizi çekecektir. Köşedeki Maison Alsacienne de Biscuiterie vitrininde Kugelhopf (kek) ve kurabiyeler sizi cezbediyor. Ana cadde boyunca mimarisi ve evleri ile sizi büyülerken, Hoher Turm e vardığınızda karşıdan vurdan güneş, binaların arasından sızarak, evlerin renklerini canlandırıyor. Yukarıdan aşağıya harika bir mimari görünüm var. Ne yöne bakıcağınızı şaşırıyorsunuz. Bu köyde Alsace bölgesine ait boy boy toprak pişirme ve kek kalıplarını bulabilirsiniz. 



RIBEAUVILLE

Köye vardığımızda öğlen olduğundan bütün dükkanlar kapanmıştı. Herkes öğle tatiline çıkıyor ve dükkanlar 12:00-13:00 arası kapalı. Kış güneşi şehre vururken, bizde Fransızlar gibi balkonu olan bir restorana oturarak, hem güneşlenmek hem de Alsatian lezzetlerinin keyfini çıkarmak istedik. Fransa'da yemek herzaman bir seromoni gibidir. Yemek sonrası tatlı ve kahve mutlaka içilir. Aslında ana yemek öncesi başlangıç, peynir tabağıda sofralarından eksik olmaz. Öğle güneşi yüzümüze vururken, köyün öğle güneşi alan bu restoranında birbirinden lezzetli et yemekleri yedik. 

Düz bir zemine kurulan köyün meydanına ulaşmak için içeriye doğru yürümeniz gerekiyor. Güneşli bir günde köy meydanına kadar yürüyüp, meydanda fıskiyenin etrafında güneşlenen insanlara eşlik edebilirsiniz. Sokak aralarına kafanızı uzatıp bir bakın, sizi oralarda farklı süprizler bekleyebilir. Evlerin çatılarına, dış mimariye, tabelalara, gökyüzüne bakmayı unutmayın.. Bu köyde çatılarda yuva yapmış leyleklere rastlayabilirsiniz:) 


Chez Martine: Yerel mutfağı, kocaman porsiyonları ve öğle güneşi alan balkonu ile unutulmaz bir öğle yemeği oldu. Beef Bourguignon (Fırında pişmiş ve tel tel ayrılan etler ve sebzeler), Lamb shank (kuzu bacağı) ve patates, Oceanic plate (somon, patates schnitzel ve salata) denediğimiz öğle yemeğinden herkes çok memnun kaldı.


Haut Koenigsbourg 

Bölgenin en büyük görkemli kalesi. Şarap yolu üzerinde 12 yy da yapılan ve yıllar içinde yeniden düzenlenerek günümüze gelen kale Alsace vadisinin 800 m tepesinde bulunarak, bütün vadiye hakimiyet sağlamaktadır. Kırmızı taşları, görkemli yapısı ile insanı büyülüyor. 1917 yılında Alman-Prust imparatoru Wilhems Kayzer's in daveti üzerine Mustafa Kemal Atatürk'ün ziyaret ettiği ve imparatorun çalışma odasında Atatürk tarafından imzalanmış bir onur defteri halen saklanmaktadır. Kaleye gitmek için köy yolundan epey tırmanmanız gereksede kaleyi ve manzarayı görmek için değer.
Kaleye giriş ücreti 9 euro.


Montagne des Singes

Kintzheim yakınlarındaki ormanlık bölge maymunlar parkı ile bizi şaşırtıyor. Barbary macaques maymunları Kuzey Afrika ormanlarından, Alsace ikliminde yaşabilecekleri düşünülerek getiriliyor ve maymunlar yıl boyu ormanda, doğal ortamda yaşıyorlar. 24 Mart - 4 Kasım arası gezilebilen bu park, özellikler çocuklar için güzel bir deneyim olabilir.


BARR

Strasbourg yolu üzerinde gezdiğimiz en keyifli köylerden biri. Tepeye kurulan köye kilisenin yanından merdivenlerle iniyoruz. Hotel de Ville nin bulunduğu meydan tepeden etrafa hakim ve birkaç basamak daha indiğinizde kendinizi evlerin içine karışmış buluyorsunuz. Bu köydeki mimari biraz daha farklı evlerin geniş kapılarıdan içeriye baktığınızda aynı avluya açılan evler görüceksiniz. Zamanla köy avluları şehirleşmiş, önlerini yüksek binalar kapatmış gibi.. Bazı evlerin pencere kenarlarına dikkatli baktığınızda metalden heykellerin cam kenarlarındaki panjurları beklediğini görüceksiniz. Rue de  College caddesi üzerinde rengarenk camları ile kocaman bir pastahane (Oster Jacky - Glaces Chocolats Patisserie) bulunuyor, kan şekeriniz düştüyse mutlaka uğrayın:) Grand Rue caddesi boyunca köyün en büyük caddesini gezip, sokaklarından geri dönerek, köy turunuzu tamamlayabilirsiniz. Çok ufak bir köy. Bu köyde yaşayan çok fazla Türk var. Türk marketi, restoranlar ve mağazalara rastlayabilirsiniz. Grand Rue üzerinde bir dükkan var ki, bizi camına yapıştırıp, hayallere daldırıyor. Kocaman maketler üretilen bu dükkanda metal trenler, tren yolları ile minyatür hayatları görüyorsunuz.

Yol üzerindeki Gertwiller köyüne uğrayarak Gingerbread House - La Maison du Paim d'epices i ziyaret edebilirsiniz. Hansel ve Gratel'in kurabiye evi ile tanışıp, dükkandaki kurabiyelerden tadabilirsiniz. Sokağın ortasında rengarenk boyalı bu kocaman kurabiye evi gerçek olmayacak kadar güzel.


OBERNAI

Strasbourg yolu üzerindeki son köyümüz. Herşey ufacık bir köy meydanı atrafında toplanmış. Bu ufacık köyde uzun süre kaldık. Meydanın etrafında dönen yolu adım adım işaretlemişler ve 2 adet birbirinden güzel hediyelik eşya dükkanı var. Eğer Alsace  sınırlarından çıkmadan, bölgeye ait yöresel birşeyler almak istiyorsanız bu fırsatı kaçırmayın. Boy boy toprak kugelhopf kek kalıpları ve pişirme kapları bölgeden bir hatıra olabilir. Her biri rengarenk ve desen desen boyanmış. Bölgeyi temsil eden beyaz leylekler toprak kapları da süslüyor. Mavi yine bölgede yıllardır tercih edilen bir renk. Toprak kapların bazıları el yapımı iken bazıları fabrikasyon, alırken mutlaka sorun. El yapımı olanların dayanıklılığı daha fazlaymış. 


Meydandan biraz yukarıda Saints Peter and Paul Obernai kilisesinden yükselen org seslerini duyuyoruz. Dini mekanlardan yükselen melodilerin tınısı herzaman beni etkiliyor. Kilisedeki konser için çalışma yapılıyor. O sırada büyüleyici, güçlü org sesi dışarılara kadar gelerek, bizi kendine çekiyor. Kiliseye giden yol üzerinden Puits a six seaux (6 Kovalı Kuyu) 3 sütunlu korint tarzında bir kuyu var. Kovalar ve çiçeklerle süslenmiş kuyuya yaslanıyorum, yıllardır oradaymış gibi sırtımı dayıyorum ve köydeki insanları izliyorum.


Bu kadar gezince meydanın köşesindeki L'EDEN a uğrayarak Paris Brest ve Sebzeli Kiş tadıyoruz. Buz gibi havada sıcacık dükkan bize iyi geliyor. Ufak porsiyonlardaki tatlılar, büyük bir özenle hazırlanmış.


Kilisenin yanından tepeye doğru tırmanmaya başlayınca, bağlara giden Sentier vitiole du Schenkenberg şarap izleri bizi bekliyor. Bağların arasındaki patika yollardan yemyeşil bağları seyrederek, üzümler hakkında bilgi alabilirsiniz. Köyden yürüyerek 20 dk da tepeye tırmanabilirsiniz. Benim tavsiyem buraya araba ile çıkıp, bu eşsiz güzelliğin keyfini yürüyerek ya da bisiklet turu ile çıkarmak. Mart ayında bağlar henüz yeşermemişti ancak ip gibi dizilmiş bağların arasında, yumuşak kum gibi dokudaki toprağında çocuklar gibi koşturup, hoplaya zıplaya koşturduk:)

Bu köyden güzel lezzetler ve Alsace anıları ile ayrılıyoruz.

Faydalı Linkler;

http://www.planetware.com/france/alsace-route-du-vin-f-a-rovi.htm
https://www.tourisme-colmar.com/en/visit/presentation/architectural-heritage/F235008787_the-pfister-house-colmar
Colmar hakkında https://www.tourisme-colmar.com/staticfiles/DOSSIER_PRESSE_Colmar_GB.pdf

Mart 2018,

Strasbourg yazısı yakında yayında..