En Son Ne Var?

İncirli Şekersiz Kurabiye


Şekersiz tariflerime devam etmek istiyorum. Sevdiklerimle paylaşmaktan ve yapmaktan büyük aldığım, kurabiye tarifini paylaşacağım. Tarifi cafe de hera nın incirli kurabiyesinden esinlenerek yaptım. Ben bunu şekersiz yapamaz mıyım deyip, şeker yerine pekmez kullandım. Ölçüyü ayarlamakta biraz başta zorlandım ama şuan her daim tatlı ve lezzetli kurabiyeler yapabiliyorum. En son 2 yaşındaki Tuna Ali’de bayıla bayıla yiyince bu tarif herkese uygun dedim:) Nişastadan dolayı ağızda dağılan, bir yandan kıtır kıtır incir çekirdeklerinin ağza geldiği harika bir tarif..

 İncirli Kurabiye

12 adet kurabiye çıkmaktadır.
6-7 adet kuru incir, (sıcak suda bekletilerek incirlerin şişmesi beklenir.)
50 g tereyağ,
2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı ya da zeytinyağı (50 ml ya da 1/2 çay bardağı),
1 su bardağı tam buğday unu,
1 su bardağı mısır/buğday nişastası,
1/2 su bardağı ceviz yada fındık,
1/2 kabartma tozu,
vanilya özütü,
NOT: Tarif 17.02.2018 tarihinde güncellenmiştir. Önceki tarifte tatlandırmak amacıyla 1/2 su bardağı pekmez ve 4 adet incir bulunmaktaydı. Pekmezin ısıtılması ile içindeki bazı yapıların kanserojen olarak tespit edilen HMF ye dönüşmektedir. Detaylı bilgi almak için okuyabilirsiniz. Bende araştırmalarıma devam ederek, şimdilik tariften çıkardım. 
İncirleri yaklaşık 10-15 dk öncesinde kaynar suya koyarak bekletiniz. İncirler suyla beraber şişicektir. İncirleri ufak ufak doğrayınız. Ne kadar küçük keserseniz hamurda homojen olarak dağılarak, her noktaya tatlı tadını bırakabilecektir. 
Tereyağ ve zeytinyağını (ya da hindistan cevizi yağını) mikserde karıştırınız. Un, nişasta ve kabartma tozunu bir kapta karıştırınız. Unlu karışımı 2-3 seferde karışıma yavaş yavaş ilave ediniz. En son, incir, vanilya özütü ve cevizleri karışıma ekleyerek hamuru hazırlayınız. Hamur cıvık olmayan normal bir kurabiye hamurudur.
Hazırlanan hamuru, dondurma koyacağı ile porsiyonlarak toplar halinde tepsiye diziniz.
Önceden ısıtılmış 175 C deki fırında, ~12 dk pişiriniz.


NOT: Birtürlü fotoğraf çekemiyorum, kurabiyeler hemen tükeniyor:) Genelde dondurma kalıbı ile alıp tepsiye dizip yuvarlak yapmayı seviyorum. Burdaki fotolardaki gibi üstlerini bardak ile bastırarak düz bir formda kazandırabilirsiniz. Tercih sizin:)
Afiyet olsun..

Şekersiz Hurmalı Kestane Topları



Yeni yıl kararlarım arasında hayatımdaki fazlalıklardan kurtularak, azla yetinmeye, minimalizme yönelmeyi hedeflemiştim. İlk adımı da Kış Detok su ile atmıştım. Diyetisyenmelda ile 5 günlük bir program sonrasında bunu uzatıyım ve 21 gün şekersiz diyetine dönüştürerek, biraz bedenimi dinlendiriyim, arınıyım diye devam ediyorum. 10 güne kadar kaç gün şeker yemediğimi sayarken şuan sayısını unuttum:) Bir noktadan sonra 'YEMİYORUM' kafanıza yerleştikten ve birine bu konuda söz verdikten sonra unutuyorsunuz:) Çok alıştım:) Bu esnada hayatıma güzel tarifler kazandırmaya devam ediyorum. Sayıyorum.. Vee bitti.. 21 gün sonunda gidip en sevdiğim yerden kazandibi yedim! Beklediğim gibi olmadı. En sevdiğim kazandibini yemekten mutlu değildim. Ge.en sene ki şeker orucunu sütlaç ile açmıştım ve yine aynı duyguyu yaşadım! Yemezsem ölürüm dediğim tatları bir anda unutuyorsunuz. Gün sayarken, bitti diye üzülür oldum.

Bu tarifi daha önce de denemiştim, çok yaratıcı tarifleri olan Cafedehera nın sayfasından alıntı yaptım. Çocuğunuz ve kendiniz için hazırlayabileceğiniz harika şekersiz atıştırmalıklar. Kestane seviyorsanız bu tarife bayılacaksınız:) Tarifte kestane miktarı daha fazla en elimde olan miktarla yola çıkıp, onu sizlerle paylaşıcam.



ŞEKERSİZ HURMALI KESTANE TOPLARI

255 g kestane (Haşlama ya da fırın olarak pişirebilirsiniz)
12 adet hurma (Ramazan'da satılan küçük hurmalardan, medine hurması kullanıyorsanız sayıyı azaltın)
1 yemek kaşığı bal
1 çay kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı kakao
*Aroma katmak için içine biraz kahve ya da portakal kabuğu rendesi ekleyebilirsiniz.
NOT: Ayrıca kestane miktarını azaltarak badem ya da badem unu ekleyebilirsiniz.

Hurmaları sıcak suda 10-15 dk bekletiniz. Böylece biraz şişerek, çekirdekten daha kolay ayrılıyorlar, hemde kuru kalmıyorlar.
Kestaneleri kabuklarından ayırarak bir kaseye alınız.
Kestane ve hurmaları rondo yardımı ile öğütünüz.
İçine kakao, bal, tarçın ekleyerek karıştırınız. Karışım pestil gibi birbirine yapışmalı, eğer yapışmıyorsa 1-2 yemek kaşığı su ilave edebilirsiniz.
Sonra karışımı elinizde ufak toplar haline getirerek, kakao ya da hindistancevizine bulayarak servis edebilirsiniz.
Buzdolabında saklayarak, 5-6 gün boyunca tüketebilirsiniz.

Afiyet olsun,



Tahinli Brownie



Kendi başıma halledemediğim konularda destek almaktan çekinmiyorum. Bazen direnip, kendimiz üstesinden gelmeye çalışarak, kendimizi yorsakta, destek almak en iyisi. Bu hem psikolojik hem de fiziksel olabiliyor. Benim bu seferki desteğim uzun zamandır durduramadığım yeme isteği:) Her ay yeni kararlar, planlar ile başlayarak, hayatın temposuna kendimi kaptırınca hepsini unutuyor olmam! İnstagramdan severek takip ettiğim diyestisyenmelda ile kış detoksuna başlıyorum. 5 günlük bir program, alışkanlıkları değiştirmeye başlamak için güzel bir adım. Ayrıca sıvı detoksun yanı sıra, düzgün bir program ile yiyerekte toksinleri atıp arınabiliriz. Başlamadan önce de, aklımda kalan tahinli brownie yi pişirerek, son noktayı koyuyorum:)

Tahin biraz ağır ve yağlı, ancak brownie de öyle hafif bir tatlı değil! Yoğun ve doyurucu.. 2 dilimden fazlasını tek seferde yemek mümkün değil! Tahin seviyorsanız, bu tarifi deneyin, brownie ye yeni bir bakış açısı, farklı bir tad. Islak ve yoğun dokusu, büyüleyici tahin kokusu mükemmel. Üzerine çikolata sosu yaparak servis ettim. İsterseniz kaya tuzu ya da susam ile de servis edebilirsiniz.

Tahinli Brownie

Amerikan Cup ölçüleri kullanılmıştır.
Kare 15 cm lik kalıp kullanılmıştır. 22 cm lik kare bir kalıp tercih edebilirsiniz. 15 cm lik kalıp ile kalın dilimler elde ediyorsunuz.

1 cup tahin (240 ml)
1/2 cup beyaz şeker
1 yemek kaşığı zeytinyağı (hindistancevizi yağıda olabilir)
1/2 çay kaşığı karbonat
1/3 cup (30 g) kakao
1 yemek kaşığı beyaz un (15 g)
1/2 çay bardağı süt
1/3 cup çikolata (%65 bitter çikolata) (40 g) bıçakla dogranmış
2 yumurta
Vanilya

Çikolata sos;

40 g krema
40 g bitter çikolata


Brownie yapılışı;
Tahin, şeker, süt ve yağı bir kapta karıştırınız. 
Yumurtaları ekleyerek, yumurtalar karışıma tamamen karışana kadar karıştırınız.
Ayrı bir kapta; un, kakao, karbonatı karıştırınız. Hazırladığınız karışımı, ıslak karışıma ekleyerek, karıştırınız.En son doğradığınız ya da hazır çikolata parçalarını ekleyerek karıştırınız.
Kalıba iki tarafından dışarlara taşıcak, artı işareti şeklinde yağlı kağıt yerleştiriniz. Böylece kalıptan daha rahat, dağılmadan çıkartabilirsiniz hem de kek çok kabarmayacağı için kenarları yağlı kağıttan buruşmayarak, düz olacaktır.

175 C ye ısıtılmış fırında 20 dk pişiriniz.


Çikolatalı sos;
Kremayı sos tenceresinde ısıtınız, kremanın kenarlarından baloncuklar çıkmaya başlayınca, sos tenceresini ocaktan alarak, içine doğradığınız çikolataları ekleyiniz. Krema kaynamamalı, sadece ısınması yeterli, karıştırarak çikolataları eritiniz. Sosun biraz sogumasını bekleyiniz. Soğudukça donucaktır. 10-15 dk sonra hala akışkan haldeyken, soğuyan brownienin üzerine dökünüz.

Afiyet olsun,

Uludağ Gezi Notları - Snowboard Öğreniyorum


Sıcağı sıcağına yazmak lazım derler ancak benimki ısınmadan oldu:) Diz kapağımda buz torbası, vücudumda dayak yemişçesine her noktaya hükmeden kas ağrısı, üzerine uykusuzktan kaynaklanan baş ağrısı ile size harika Uludağ maceramızdan bahsediyim. Birde benim gibi yeni başlamak isteyen ama cesareti olmayan varsa, onlara bu işin imkansız olmadığını, istediğinizde bu hayatta başaramayacağınız hiçbirşey olamayacağını söylemek isterim.

Bursa ve çevresi için Uludağ inanılmaz bir fırsat. İstanbul içinse, uzak diye düşünsekte aslında yeni yapılan Osmangazi köprüsü ve feribot ile oldukça yakın!

Kayak yapmayı seviyorsanız ya da benim gibi heves ettiyseniz, okumaya devam edin:) Yıllardır kayak yapmak için can atıp bir yandan gizli korkularım vardı. Tehlikeli evet, ya düşersek sorusu hiçbirzaman aklınızdan çıkmıyor ki öğrenirken çok fazla da düşüyorsunuz ama düştüğünüz zemin kar, bir nebze acınızı soğuktan hissetmiyorsunuz:) İçimde taşıdığım korku ve heyecan ile yola çıktım:) Snowboard yapmak istiyordum, bir tahtanın üzerinde dans edercesine süzülmek ve sonunda uçma hissini yaşamak istiyordum:) Bu hissi gün sonunda yaşayıp, boardumu teslim eder ki iç huzurum görülmeye değerdi:) İlk deneyimimden keyif alarak, yeniden gidelim tohumu içimize ekmiştik. Hele onca düşme-kalkmanın sonunda boarda yön vermeye başlayınca başarmanın huzuru ile keyfini çıkarmaya başlıyorsunuz:) Board tan düşmeden durmayı başarıp, hedeflediğim boşluklar arasında kendime yön verip, süzülünce içimde kelebekler uçuşmaya başladı.. 

Uludağ da kar kalınığı bu sene diğer bölgelere göre oldukça iyi, 133 cm. Kartepe 42 cm di. İstanbul'a kar yağışını heyecanla beklerken, biraz karda yuvarlanıp tadını çıkarttık, pazar günü sabahtan ise lapa lapa kar yağdı. Tabi Uludağ'ın tepesinde kar yağışı da şiddetli, yüzünüze yüzünüze vuruyor. Bu yüzden gözlük ve boyunluk ihtiyacı duyuyorsunuz.




Uludağ Ulaşım

Aracınız var ise işiniz kolay, İstanbul-Yeni kapı feribotu ile 2 saatte Mudanya'dasınız, Bursa merkez 30 dk, oradan Uludağ 45-60 dk arası sürüyor. 

Araçsız gelicez derseniz, otobüs ya da feribotla Bursa'ya ulaşabilirsiniz. Otogardan teleferiğe kadar otobüs var. Otobüs bilgileri için tıklayınız. Yolculuğunuz yaklaşık 1 saat sürecektir. Otobüs sevmiyoruz denizden gidicez derseniz Mudanya'dan yine toplu taşıma ile teleferiğe ulaşabilirsiniz. Buradanda 60-75 dk arasında teleferiğe bineceğiniz noktaya ulaşabilirsiniz. Teleferik fiyatları değişmekle beraber ücret tarifesi tam 40 TL gidiş dönüş fiyatıydı. Güncel fiyatları kontrol ediniz. Teleferik 08:00-20:00 arası çalışıyor bu yüzden istediğiniz saatlerde rahatça gidebilirsiniz. Teleferik sizi 2. bölgeye götürüyor, siz 1. bölgeye gitmek isterseniz oradan kalkan minibüsleri ya da taksiyi kullanabilirsiniz.


Uludağ Konaklama

Daha önce Sarıalandaki harika Orman Köşklerinden bahsetmiştim. Kalabalık gittiğinizde karların içinde ahşap evlerde konaklamak çok keyifli bir tercih. Ancak kış sezonunda sezon fiyatları söz konusu olunca bütçeye göre tercihler değişiyor. Biz bu sefer bursa merkezde ev kiralayarak Kent merkezinde konaklamayı ve her gün aracımızla yukarı çıkmayı tercih ettik.

Uludağ Kayak Pistleri

Uludağ'da kalabalığın fazla olduğu nokta Beceren Otel'in önü ve çevresi kolay ulaşım sayesinde oldukça kalabalık. Becerenin önünde çılgın bir kalabalık, günübirlik ziyarete gelenlerin çoğu burada  pistin yan tarafında kar topu oynayanlar mı selfie çekenler mi:) Bir şeyler öğrenmek için pratik yaparken bir yandan kafanıza kar topu yiyebilirsiniz! Yeni başlıyorsanız en güzel çalışma alanı Beceren önündeki iki teleski arasındaki alan, Cennetkaya gibi kolay bir pistte buranın yukarısında kaldığı için yeni başlayan, pratik yapan birçok insan bu noktadan geçtiğinden size çarpma ihtimalleri de daha düşük. Arada bilmeyen biri çıkıp çarpsa da daha düşük bir ihtimal. Kayak pistleri hakkında detaylı bilgiye uludaginfo dan ulaşabilirsiniz. Biz vaktimizi 1. bölge Beceren Otel önünde ve Tarkan Cafe-Belvü Teleski çevresinde geçirdik. Tarkan Cafe de dinlenmek ve mola vermek için güzel bir alternatif. Hem manzarasını hem de sakinliğini sevdik, diğer taraf oldukça kalabalıktı.


Kayak ve Snowboard Kiralarken, Grand Yazıcı otelin altında bulunan kayak odasından kiralamayı tercih ettik. Oldukça düzenli ve ilgililer. Bulunduğu nokta açısından pistlere de rahatça ulaşabilirsiniz. Alt katında bir mağaza ve Grand Snowsports Academy nin bir bankosu var. Ders almak isterseniz, size hemen yardımcı oluyorlar. Günlük kayak ücreti 60 TL, tek ders ücreti ise 190 TL. Grup halinde ders almak isterseniz saat başına fiyatlar düşüyor. Ayrıca kıyafette kiralayabiliyorsunuz.


Snowboard Öğrenirken

Kendi başıma öğrenme çabası ile yola çıkarak, bir gün board ile savaş verdikten sonra ertesi gün ders alarak işin tekniğini öğrendim. Az düşmedim başlarda:) Ders sonrası azmederek, kendi başıma tepeye yürüye yürüye bu işi başardım:) En azından hocanın verdiği ödevi yapmış oldum:) Board parmak ucu ve topukta yapılan bir spormuş ve her iki şekilde kendinize yön vermeyi öğrenirseniz keyif almaya başlıyorsunuz. Başlarda ameleliği fazla, boardu elinize alıp, az inip çıkmıyorsunuz. Sonralarında pistte sağa-sola akmayı öğrendikçe keyif almaya başlıyorsunuz. Sağlam kondüsyon ve bacak kası gerektiyor:) Düşmeden durmayı öğrendiğimde ki huzuru tarif edemem, önce kan ter içinde kalarak her defasında düşüp, yeniden kalkarak azimle o tepeye yürüyüşlerim ve sonunda gülümseme ve kendime inanarak aşağıya salınımlarım:) Tabi hemen öğrendim diye birşey yok:) İlk adımı atmış oldum, bilmiyorsanız ama bu sporu denemek istiyorsanız, yılmadan devam edin. Ders almak şart, en az 2-3 ders almak gerekiyor. Teknik olmadan biri sizi yönlendirmeden öğrenmeniz zor! Hoca gösterdikten sonra öyle kolay kalkıp, ilerledim ki üzerine bir şeyler eklemeye başladım. Sizde ilk adımı atın..

Bizim ekibin geri kalanı ise kayak yapıyordu, onlar ilk gün biraz ısınma turu sonrasında kendilerini pistlere atarak, dağı keşfetmeye başladılar.


Bursa Mutfağı

Sonbahar Bursa seyahatimizde Cağ kebabı (Arzum Cağ Kebap) denedik. Yolumuz Bursa'ya yeniden düşmüşken iskender yememek olmazdı. O kadar enerji kaybettikten sonra bunu geri kazanmalıydık. Bizde tercihimizi proteinden yana kullanarak Kayhan'da iki katlı ahşap bir binada hizmet veren yılların iskendercisi 'İSKENDER' i denedik. Birde etibol diye bir porsiyonları var ki, 1.5 iskender yerim diyen et severlere, iskender üzeri et ile servis ediliyor. Fajita inceliğinde kesilen yumuşak et ve altında iskenderiniz bulunuyor. Lezzetli ve güzel bir iskenderdi. Mekanın iç dekorasyonu ve atmosferi çok keyifliydi. Üst katında bir müze varmış, yemek sonrası sorup gezicektik ki, unutuvermişiz:) Siz şansınızı deneyin ve bana da yazın:) 

NOT: Bir porsiyon; İskender 35 TL, Etibol 50 TL dir.

Ocak 2017

Chia Tohumlu Kakaolu Puding


Şekeri hayatımızdan sürekli çıkartmak için çaba harcıyoruz. Bir süre ciddi şeker takıntım vardı, sonra hayatımıza bukadar girmiş bu beyaz tatlı şeyi kabul ettim. Kendi pişirdiğim tatlıları tüketmeyi ve o mini beyaz tanecikleri kontrollü bir şekilde tüketiyorum. Çok yoğun kremalı, şerbetli, gerçekten damak tadıma uymayan tatlıları yememeye özen gösteriyorum. Bazende şekersiz yeni tatlar deniyorum. Aslında bazı tariflerden vazgeçemesekte, tatlı ihtiyacımızı doğal şekerle karşılayabileceğimiz çok fazla seçenek var. Zamanla keşfediyorum.

Bu tarif chia tohumunun jelleşme özelliğini kullanarak puding hazırlıyorsunuz. Dolapta soğuyunca oldukça lezzetli ve keyifli oluyor. Chia tohumu su ya da sütte bekeletilincce jelleşerek, un görevini görüyor. Hazırladığınız malzemeye doku kazandırarak, koyulaştırıyor.



Chia Tohumlu Kakaolu Puding

270 ml süt
4 yemek kaşığı chia tohumu
3 yemek kaşığı kakao
1 çimdik tuz
1 yemek kaşığı bal
NOT: Kahve aromasını seviyorsanız, 1 tatlı kaşığı kahve ilave edebilirsiniz. 

Bütün malzemeleri bir kavanoza koyarak, karıştırıyoruz. Karışımı buzdolabına koyuyoruz. 1-2 saat arada çaklayarak karıştırınız.
Karışım koyulaşmaya başlayınca, kaplarına boşaltarak, buzdolabında dondurabilirsiniz.
Servis ederken üzerine bitter çikolata rendeleyebilirsiniz.

Afiyet olsun..

Milano Gezi Notları


Milano her zaman modanın kalbi olarak akıllara yer etmiş. Lüksün ve alış-veriş adresi, İtalya'nın soğuk karanlık şehri olarak akıllarda kaldıysa, bu izlenimi yok etmek lazım. Şehir kültürü, mutfağı, müzeleri ve sokakları ile büyüleyici. Bir şehri sevmememizin sebebi orada henüz güzel anılar biriktirmemizden kaynaklanıyor. Oysa mimarisi, müzeleri ile sanat dolu bir şehir. Starbcuks'ın kuruluş hikayesini anlattığı kitabında, Milano'dan bahsediyor. Kahve dükkanlarının bar konseptinde çalıştığını, insanların geçerken espresso shot içip yoluna devam ettiğini ve oturma kültürü yerine, ayakta içilen, ve hızlı servis edilen kahve kültüründen bahsediyordu. Starbucks ın da çıkış notası Milano'da ki kahve kültürüne ve tarzına dayanıyor. Zamanla bizim gibi oturarak kahve tüketmeyi seven bölgelerde yer edinmek için daha geniş mekanlara ihtiyaç duyuyor. Bir önceki ziyaretimde, buna fazlasıyla tanık olmuştum. Milano'da ne var, ne yapabiliriz diye düşünmeyin. Bizim Milano turumuz bu sefer kısa sürdü, yolumuz yine düştüğünde mutlaka uğrayacağımız bir şehir. Müzeleri, bazı sokakları ve Aperitivo nun keyfini başka bir zamana bıraktık!


Milano'da Ulaşım
İstanbul'dan Bergamo Havalimanına iniyoruz, seyahat planımız da Como Gölü ve Venedik olduğu için havalimanından araç kiralıyoruz. Şehir merkezine havalimanından otobüsler 1 saat gibi bir sürede ulaşıyor. Detayları inceleyebilirsiniz. Şehir içi ulaşım ise metro, tramvay ve otobüsler ile seyahat edebilirsiniz. Günlük sınırsız bilet fiyatı 4.5 euro. 90 dk lık biletler ve uzun süre kalacaksanız Milano şehir kartı alabilirsiniz, avantajlarını ve ulaşım konusundaki katkısını okuyunuz.



Şehirde Küçük Bir Tur

Piazza Duomo - Duomo e Terrazze (Cathedral of Milan and Terrace) - Galleria Vittorio Emanuele

Şehri gezmek için yönümüzü Piazza Duomo'ya çevirerek, ilk kiliseden başlayalım diyoruz. Duomo e Terrazze (Cathedral of Milan and Terrace), Galleria Vittorio Emanuele (Alış veriş merkezi, kapalı çarşı gibi:)) yer aldığı kocaman bir meydan. Hayat turistik olarak burada başlıyor. Köln'deki katedralden sonra, burdaki Kilise tertemiz gotik bir mimariye sahip. Milano'ya yarışır ihtişamlı bir görüntüsü var. Meydana uzayan birde sırası:) Kiliseyi gezmek için önce bilet kuyruguna ardından da giriş kuyruğuna girmelisiniz. Ya da kalabalıksanız, ikiye bölünebilirsiniz:) Girişte üstünüz aranıyor, sadece giriş katını gezmek için 2 euro ödüyorsunuz, üst katlar ve galeriyi görmek için 7-12 euro arasında ücret değişiyor:) Kilise çok iyi korunuyor, fotoğraf çekmek yasak. İçeride harika vitraylar var. Bir tane de çok etkileyici mermer bir heykel yer alıyor, bütün kan damarlarını görmeniz mümkün. Yer döşemelerine bayıldım. Renkler büyüleyici. İhtişamlı ve etkileyici bir kilise, mutlaka gezilmeli. Çıkışta, meşhur Galleria Vittorio Emanuele ye giriyoruz. Sağ taraftan çıktığınızda ara sokakta bir kalabalık görüceksiniz. O yönde ilerlerseniz. 'Luini' kafesinde Pazerotti yemeden yola devam etmeyin. Bizimkiler yarımay derler:) Kızarmış hamur. İçerisi taze mozarella-fesleğen-domates gibi farklı malzemelerle dolu. Mozarella içinde eriyerek, harika bir form alıyor. 




Piazza Mercanti, Duomo Meydanın bitiminde yer alan bu meydan şehrin ayrı bir toplama noktası. Mistik bir havaya sahip, hava güzelse bu meydanda takılabilirsiniz.


Brera Bölgesi
Via Brera üzerinde yürümeye başladığınızda, sokağın sonunda doğru heryere yayılmış restorantları görüceksiniz. Öğle ve akşam saatleri yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Her biri farklı yapıda, restorant ve kafeler var. Buradan Piazza S. Marco ya doğru yürüdüğünüzde meydana kurulu pazarı görebilirsiniz (Pazartesi ziyaret etmiştik, her gün kuruluyor mu bilgim yok.). Pazarda birbirinden güzel sebze ve meyveler bulabilirsiniz. Ocak sonu gittiğimizde her yerde bebek enginarlar vardı. Çok sevilen bir sebze ve görüntüsü ile tezgahları süslüyor. Via Fiori Chiari, ufak bir sokak ancak üzerinde çok fazla cafe bulunuyor. Bu civarda ve Via Pontaccio üzerinde farklı tasarım mağazalarına da rastlayabilirsiniz. Bu civarda ağırlıklı olarak, el yapımı ürünler satılıyor. İtalya genelinde bu duruma sık sık rastlıyorsunuz. Starbucks un girmeyi başaramadığı bu ülkeye, diğer mağazalar da biraz arka planda kalıyor. Çok ünlü mağazaları bunun dışında tutuyorum:) Milano'dayız sonuçta:) Piazza Carmine yakınında bulunan Princi ye girip mola veriyoruz. Öğle yemeği için birbirinden güzel, sağlıklı alternatifleri var. Baş döndürücü güzellikle, self service çalışan bir fırın.. Her yerde kekler, tatlılar.. Yükselen mis gibi kahve kokusu.. Derken Sezen Aksu'nun sesini duyuyorum. Şaşırıyorum.. Ardından Tarkan çalıyor:) İtalya'da seviliyoruz:) 

Via Torino - Corso Di Porta Ticinese

Dumo meydanının sağ tarafından devam ederseniz Brera Bölgesine, soldan devam ederseniz alış-veriş caddesine ulaşıyorsunuz. Torino üzerinden birsürü mağaza bulunuyor, kıyafet magazalarının yanı sıra, şeker dükkanları, farklı tasarım ürünleri satan mağazalarda mevcut. Bizim istiklal caddesi gibi düşünebilirsiniz. Via Torino, Corso Di Porta Ticinese caddesine bağlanıyor ve mağazalar devam ediyor. Bu taraftaki mağazalar daha şehre özel ve el yapımı ürünler bulabilirsiniz.Caddenin sonundaki Mauro Leone ayakkabı dükkanı bunlardan biri. Yılmadan biraz daha ilerlerseniz Navigli bölgesine varıyorsunuz.

Colonne di San Lorenzo
Ticinese üzerinde Roma döneminde kalma bu sütunlarla karşılanca şaşırıyorsunuz. Şehirle bütünleşmiş ve cadde/tramvay yolu ile arada bir meydan oluşturarak, buluşma noktası yaratıyor. Modern şehirde alış-veriş yaparken, Roma dönemi sütunları biranda hayatınıza dahil olarak, sizi bulunduğunuz zamandan dışarı çıkartıyor. 


Navigli Bölgesi

Metro ile ya da Corso Di Porta Ticinese caddesi üzerinden yürüyerek, kanalların çevrelediği bu bölgeye ulabilirsiniz. Ticino ırmağından gelen su bu bölgede kanallar oluşturarak bölgenin havasını değiştiriyor. Kanal turu yapabilirsiniz ya da kanal boyunca yürüyerek şehrin keyfini çıkarabilirsiniz. Burası gençlerin uğrak yeri ve özellikle akşam üzeri Aperotivo (18:00 sonrası) saatlerinde oldukça kalabalık. Pazar günleri kanal boyunca antika pazarı kuruluyormuş aklınızda bulunsun.


Bu bölgelere ek olarak şehirde gezilecek park ve yapıları kaçırmayın. Mimarisi büyüleciyici dikey orman anlamına gelen, 13. katta bahçe olur mu:) bahçeyi bırakın orman bina yapmışlar. Bosco Vertical binalarını listenize ekleyebilirziniz.

Parklarda dolaşmayı seviyorsunuz, şehirde 2 güzel park var. İsimlerini aşağıya not ediyorum;

  • Parco Sempione
  • Giardini Pubblici Indro Montanelli

Milano Müzeler


1. Santa Marie delle Grazie Kilisesi - Son Akşam Yemeği (Last Supper) Resmi

Hz. İsa'nın Romalılar tarafından yakalanmadan bir gün önce havarileri ile yediği son akşam yemeğini n tasviri Leonardo da Vinci tarafından bir kilise duvarına resmedilmiştir.  Kilise duvarına yapılan 4.5x8.8 m büyüklüğündeki resim bir fresk örneği değildir. Fresk sıvı boyama tekniği ile yapılırken, bu eser duvara sulu boya tekniği ile yapılmıştır. Ancak bu teknik yıllara meydan okuyamayarak, yıllar içinde dökülmeye ve çürümeye başlamış. Restorasyon çalışmaları ile resim orjinal halinden biraz değişiklik göstermiş. 1652 yılında yapılan restorasyon sırasında ise, resmin alt tarafına bir kapı yapılarak, esere biraz zarar verilmiş ve İsa'nın ayaklarıın bulunduğu kısım yok olmuş.

Resmin günümüze gelmesi mucize, Amerikalıların işgali sırasında, bombalanan şehirde kilise zarar görmüş, ancak resmin olduğu duvar zarar görmemiş. Fransız işgali sırasında ise, duvar sökülerek, Fransa'ya taşınmaya çalışılmış. Büyük badireler atlatarak günümüze ulaşmış, bu eserin Dünya'da bir kopyası yok.

Fakat resmi görmek öyle kolay değil. Biletinizi almadan önce, eseri görmek için bilet almanız gerekiyor. Hatta Milano gezi planınızı bilet tarihinize göre ayarlayabilirsiniz. Biletleri turlar açıldığı gibi alarak, ekstra tur şeklinde satıyorlar. Farklı sitelerde farklı fiyatlar şeklinde bileti bulabilirsiniz, milano turist ofisinin sattığı bilete buradan ulaşabilirsiniz. 

2. Pinacoteco di brera - Brera Art Gallery

14-20 yy a ait rönesans İtalyan eserleri sergilenmektedir. Raphael, Mantegna, Bellini, Caravaggio, Tintoretto and Veronese nın eserlerini görebilirsiniz. Müzede'ki ünlü eserlerden bazıları;

Raphael'in ' The Marriage of the Virgin' (Bakirenin Düğünü), 
Francesco Hayez'in The Kiss (Öpüşme)
Andrea Mantegna - The Dead Christ and Three Mourners (Ölü İsa)

3. Castella Sforzesco

İçeride farklı müzeleri barındıran ve resim, heykellerin sergilendiği bir kale. Müzeleri gezmek istemezseniz, kalenin içini ücretsiz gezebilirsiniz.

4. La Scala 

Hala kullanımda olan Opera Binası, müziğe meraklı iseniz, kendinize seyahatinizde bir bilet hediye edeblilirsiniz.

5. Museo Nazionale Scienza e Tecnologia Leonardo da Vinci - Bilim ve Teknoloji Müzesi

Leonardo da Vinci' ye adanmış bilim ve teknoloji müzesinde Leonardo'nun tasarladığı ekipmanları görebilirsiniz. Çocuklar için eğlenceli bir yer, bilimsel etkinlikler düzenlenmektedir.


Milano'nun en eski bazilikası ve manevi, kutsal sanat hazinelerin beşiği. Corinthian kolonu (Devil coloumn-Şeytanın kolonu) üzerine yazılan efsanelerle tanınan bazilikada, kolon zamanında farklı bir bölgeden taşınmıştır. Sant'Ambiagio ile şeytan arasındaki kavgayı anlatan bir efsaneye dayanarak isimlendirilmiştir.

7. Palazza della Ragione Fotografia

Devasal büyüklükteki binanın üst katında fotoğraf eserleri sergilenirken, alt katı pazar yeri olarak kullanılıyor. Dönemsel sergilerde oluyor, bu sebeple program öncesinden kontrol edilebilir. 

NOT: Müzeleri gezme fırsatımız olmadı, bu sebeple kendime aldığım notları sizlerle paylaşmak istedim. Bir sonraki yolculuğumuzda benim rehberim olucak, umarım sizin içinde faydalı olur. Yorumlarınızı bekliyorum.

Milano Mutfagı - Kuzey İtalya'da Ne Yemeli?

İtalya'nın kuzeyinde, restorantlar belirli saatlerde açılıp kapatıyorlar. Öğle yemeği saatinde açılıyor ve 15:00 sonrasında doğru düzgün yemek yiyecek bir yer bulamıyorsunuz. Atıştırmalık birşeyler bulabiliyorsunuz. Restorantlarda geç saatte açılıyor. Ancak bir kurtarıcınız var oda Aperotivo saatleri:) Akşam üzeri atıştırmak için güzel bir seçenek.



Aperitivo, 18:00-21:00 saatleri arasında restorantlar henüz hizmet vermiyorken, içki ve hafif atıştırmalıklardan oluşan öğünün adı diyebiliriz. Hafif bir kokteyl ve içkilerle akşam yemeğine yumuşak bir geçiş, hazırlanma diyebiliriz. İtalyanlar akşam üzeri buluşup, atıştırarak birşeyler içmeyi tercih ediyor. Öğle yemeği yemediyseniz vay halinize, ya restorantların açılmasını bekleyeceksiniz ya da yemek öncesi birşeyler atıştıracaksınız. Aperitivo özellikle kuzey İtalya'da yaygın olan bir gelenek iken Milano bu konuda en iyi yer.


  • Şarap ve Peynir Restorantları - Osso Buco
Gece şehre geldiğimizden, otele en yakın 'La Contino di ManuelaŞarap evine gidiyoruz. Her bölgesinde birbirinden güzel bar, şarap evi ve kafe keşfedebilirsiniz. Lezzet açısından tereddüt etmeyin, hepsinin kendine has bir lezzeti var. Genelde kaliteli malzeme kullanılıyor. Şarap evinde menüde Osso Buco görünce şipariş ediyoruz. Dana incik ve patates püresi geliyor. Et öyle güzel pişirilmiş ki, lokum gibi ağızda dağılıyor. Yanına peynir tabağı eşlik ediyor. Peynir tabağında 3 farklı çeşit geliyor. Yemek yediğinizde su ve kuvertür ücreti alıyorlar.

Kahvaltıyı 'Princi' diye bir fırında yapıyoruz. Kruvasan, brioche, pizza çeşitleri ile aklınızı başınızdan alıyor. Bar masalarında ya ayakta atıştırılıyor ya da sandalyelerde oturabiliyorsunuz. Güne burada başladıktan sonra aklımız tatlılarında kalıyor ve gün içerisinde bir sürü Princi görmeye başlıyoruz. Sonra burasıyla aşk yaşıyoruz:) Herşey bu kadar mı lezzetli olur! İçtiğim en iyi cappucino, amerikano ve tiramisu, tart.. ne varsa.. Pizzaları dilim dilim satıyorlar ve içerisi kocaman yeşil zeytin dolu! İncecik çıtır çıtır tabanı var. Tiramisu (3.5 euro) ve americano (1.30 euro). Tiramisu içindeki, kedidilleri çok yoğun olarak ıslatılmış ve kreması köpük kıvamında ağızda hiç yoğunluk bırakmıyor.


  • Panzerotti - 'Luini'' kafesinde Pazerotti yemeden yola devam etmeyin. Bizimkiler yarımay derler:) Kızarmış hamur. İçerisi taze mozarella-fesleğen-domates gibi farklı malzemelerle dolu. Mozarella içinde eriyerek, harika bir form alıyor. 

Milano ve Kuzey İtalya Mutfağından Denenmesi Gerekenler


  • Tiramisu
  • Panno Cotta
  • Panini Sandviç
  • Osso Buco - dana incik
  • Minestone çorbası - sebzeli çorba
  • Cannoli - Meşhur italyan tatlılarından
Milano mutfağında sevdiğiniz yemekleri ve en favori mekanlarınızı yorumlara eklerseniz, Milano'yu ziyaret edeceklere rehber olacaktır.

Sevgiler,
Şubat, 2017

Kolay Balkabaklı Tart



Sonbaharda yapraklar sararmaya başlayıp, doğa renk değiştirdikçe kendimi doğaya daha yakın hissediyorum. Doğa ile beraber bende kendi yaralarımı sarmak için içime dönüyorum. Sararan yapraklarımı ayrıyorum. Dökmeye hazırlanıyorum, yenilere yer açabilmek ancak eskilerden vazgeçerek mümkün. Vazgeçmek, değişim ise kolay değil.

Sonbaharın bize bir getirisi de kışa girerken artan karbonhidrat ve tatlı isteğim! Şeker bağımlılığım nüksederek, yaratıcılığımla birleşip, içimde inanılmaz bir çoşku oluşturuyor. Mutfakta olmak, sürekli pişirip, güzel sofralar kurmaksa benim meditasyonum. Ben yoğurup, şekillendirdikçe niyetlerim gerçekleşiyor, hayata onaları bırakıyormuşum gibi hissediyorum. Yine böyle bir günün sonunda kolay balkabaklı tart yaptım. 

İstanbul gibi kalabalık bir şehirde yaşarken kendimize, evimize ve ailemize çok kısıtlı zamanlar ayırabiliyoruz. O vakitleri de bazen mutfakta geçirmeyi tercih etmeyerek, dışarıdan sipariş veriyoruz. Bu yüzden mutfakta kısa sürede lezzetli birşeyler hazırlamaya odaklanıyorum. Her hafta evimizde pişen balkabağını farklı formlarda tüketmeyi seviyoruz. Bu sefer canımız tart çekti, ee fazla vaktimizde yok! Kolay ve kısa sürede hazırlayabileceğiniz balkabaklı tart tarifi ile sizi başbaşa bırakıyorum.

Balkabaklı Tart

50 g tereyağ,
1.5 paket Eti Burçak bisküvi,
60 ml süt,
100 ml krema,
1 yumurta sarısı,
235 ml lik kap (2 cup) püre haline gelmiş, az şekerle pişmiş balkabağı,
Vanilya,

9.5 X 33.5 uzunluğunda altı çıkabilen dikdörtgen tart kalıbı kullanıldı.
 

Yaklaşık 6-7 kişilik olarak düşünebilirsiniz.


Tart kalıbı iyice yağlanır. Tereyağ tavada eritilerek, soğutulur. Bisküviler blendırdan geçirilerek, içine eritip-soğutulan tereyağı eklenir. Ezilen ve yağlanan bisküviler tart kalıbının içine yerleştirilerek, tart kalıbının içi ve kenarları elle bastırılarak doldurulur. Derin dondurucuda ~20 dk kadar bekletilir.

Önce krema tek başına çırpılarak biraz kabartılır. 1 yumurtanın sarısı eklenerek hafifçe karıştırılır. 
Püre halinde getirilen balkabağı eklenerek, karıştırılır. En son süt ve vanilya eklenerek, koyu bir kıvam elde edilir.


Balkabaklı-kremalı dolgu hazırlanınca, kalıbın içine dökülür ve üzeri düzeltilerek, 175 dereceye ısınmış fırında 20 dk pirilir.
Soğunca buzdolabına kaldırılarak ertesi gün tüketebilirsiniz. Servis sırasında üzerine kabak çekirdeği içi ya da ceviz ile süsleyebilirsiniz.

Afiyet olsun..